GenelYazarlardanYazılar

İçinden Çıkılamaz(!) Edilen Din’e; GİRİLMEZ etmişler.

Konuya, Ebu’l A’lâ El-Mevdudî nin bir sözü ile başlayacak olursak. “Hz. Muhammed hakkında ulemanın ürettiği tüm eserler kaybolsa dahi, peygamberi tanımamız için Kuran tek başına yeter ve artar bile.

Kuran’da ise, Hz. Peygamber hakkında, hiç bir olağanüstülükten bahsedilmemiştir. Hz. Peygamber’in hayatı hakkında en güvenilir kaynak, tartışmasız Kuran’dır.

Geçmişe bağlı kalmak, geçmişten intikal eden bilgileri doğru-yanlış kritize etmeden alıp kullanmak demek olamaz. Garaudy’nin deyimiyle “geçmişe sadık kalmak, ataların ocağından külü değil, alevi taşımaktır.

Allah’ın elçisi Hz. Muhammed (as) davetini asla mucize ve olağanüstülüklere bağlamamıştır. Tüm hareketlerinde, Vahiy ve vahye uygun/teslim olmuş akıl, düşünme tefekkür, realite ve hayatın önemli dengelerini görme vardır.

-Gayet açık ve anlaşılır olan şey; Elçilerin insanlar için gerçek manada örnek alınabilmesi, “beşer/bizim gibi bir insan” olmasına bağlıdır ve tamı tamına öyledir.

Çare arama düşüncesinin sonuçları özet olarak.

İslam toplumunun siyasi olarak gerilemesi. Oryantalistlerin siret üzerine çalışmaları. İslam hukukunun yeniden canlandırılma çabaları, normatif bir model olarak Hz. Peygamber’in alınmasını gerektirmiştir.

Bu düşünce her ne kadar muhalifi çok olmakla beraber, süreçte maya tutacağa benzemektedir. Vahyin dünya piyasasına taşınması ile de daha da çok taraftar bulabilecek yetkinliğe ulaşması beklenebilir.

Menkıbevi-Mitolojik Peygamber Algısından,  BEŞER Resul algısına geçişte, geleneğe sahiplenen kitlenin bu algının önünde ciddi barikatlar oluşturduğu /oluşturacağı realitesi, sahih İslam algısının gecikmesine sebebiyet vermektedir.

İslam her dönemde (geçmiş kavimler dâhil) Kendi taraftarlarınca kundaklanmıştır.

“Samiri bunun en çarpıcı örneği olarak Kuran’da takdim edilmiştir. Buna bağlı olarak,  İsa’nın Allahın kulluğu görevinden alınıp ona oğul isnadı ve göğe cisim olarak yükseltilmesi, aynıyla veya değişik motiflerle bize de bulaşmış.

Arap cahiliye geleneğinde, Kâhinler: Kehane; “gaybi bilgiye dayanarak hükmetmek” demektir.

Kâhin; gayb bilgisinden haberdar kişi demektir. Araplar, cinlerden bilgi aldıklarına inandıkları kâhinlerin gaybı bildiğini düşündükleri için, kâhinlerin onlar üzerinde çok ciddi etki ve otoritelerini yeniden ihya edilip İslami kılıf veya motiflerle takdim edilerek, Vahyin safiyetiyle oluşmuş İslam algısının tahrif edilmesine kapı aralanmıştır.

Buna bağlı olarak, beşer resulden, beşer üstü bir elçiye tahvil edilen algı ve anlayışa göre, Elçi kendinden hiç bir şey söylemeyen bir ROBOTA dönüştürülmüş. Yalnızca Vahiy konusuna delil olması gereken bir Ayeti, Onun bunun rivayetine (yalanına) da takdim edip dinin içinden çıkılmaz hale getirdikleri gibi, bu dine de  “ Girilmez! Etmişler.

Hal bu ki; bu kimseler, Allah’a iyi bir kul, elçisine taraf olmak istiyorlarsa; Allah’ın elçisi ile yolladığı kitabı/kitaba yalın olarak yaklaşıp okuyup yaşama (sosyal siyasal hukuki) aktarmaya gayret etmeleri gerekmektedir.

Allah’ın Elçilerinin ortak (beşeri) yönlerine örnekleri hiç okumuyor veya görmüyorlar mı?

-Hz. Muhammed: –
Şeytanın vesvesesine açıktır. (23/97-98) ,Unutur ve hata edebilir (2/286)  Azap ya da afta hiçbir yetkisi yoktur. (3/128  Ölür (3/144)

Hiç kimseye fayda ya da yarar sağlamak için olağanüstü bir gücü yoktur. (7/188, 10/49) Münafıkları bilmez. (8/60, 9/43, 101)

-Hiç kimsenin vekili değildir. (10/108) Azaptan korkar (6/15, 39/13)

Hz. İbrahim ve Lut:

-Kalpleri okuyamadıkları için melekleri tanıyamazlar (11/69, 77, 15/52, 53, 61, 62) Lut’un sıkıntıdan kalbi daralır (11/77, 29/33) Lut karısını bile kurtarma gücüne sahip değildir. (11/81, 7/83, 15/60, 27/57)

Hz. Yakup:
Gaybı bilmediği için olayların iç yüzünü görmez. (12/18, 83, 84) Kötülüğü savamaz (12/67)

Hz.Yusuf: Tahmininde yanılabilir. (12/42)

Hz. Musa:

– Bilgisi sınırlıdır. (18/65)  Sözünü unutup çiğner. (18/61, 73)

“ Tüm Peygamberler:

– Kalplerden geçenleri bilemezler. (5/109) Ahrette hesaba çekileceklerdir. (7/6)

– Hepsi Allah’ın karşısında birer kuldur. (4/172, 12/24, 16/2, 17/1, 3, 18/1)

Tüm bu ayetler göstermektedir ki, peygamberler de (vahiy almaları ve bize örnek üstün ahlaki örnek olmaları haricinde) bizim gibi birer insan olup, olağanüstü hiçbir yönleri yoktur.

Onların tümü iradelerinin dışında Allah tarafından, diğer insanlar örnek alsınlar/ diğerlerine örnek olsunlar için “ SEÇİLMİŞLERDİR.

Seçilmiş olanların seçildikleri haldeki halleri ne ise, onu takip eden süreçteki halleri de odur.  Ve öldükten sonra da, yeniden dirilinceye kadar zerrece bir şeyleri(tasarruf) yoktur. Olmaz / olamaz da.

Resullerin insan üstüleşmesi, ona inanmak vahiyden sapmadan mümkün olmayacaktır. Vahiyden sapmanın da sonuç itibarıyla sahibini hangi konuma getireceği bilinmelidir. Tabi ki; Ahirette hesaba çekileceğim diye bir endişesi var ise.

Selamların en güzeli ile. Vesselam

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir