Genel

İslam, cariyeliği ve köleliği meşru görür mü?

Bülent Şahin Erdeğer/İndependent türkçe

Kölelik nedir?

Kölelik sistemi, sınıflı toplumların en katı kapalı sınıf ve tahakküm sistemidir. İslami söylem açısından kulların kulları kendilerine kul etmesidir ki İslam mesajı bu sınıfsal zorbalığı kaldırmak için gelmiştir.

İslam’ın ana mesajı olan “tevhid” salt teorik bir teoloji ya da kelam konusu değil insan onurunu savunan sosyal, siyasal bir eşitlik çağrısıdır.

İnsanlığın avcı toplayıcı sınıfsız yatay organizasyonlardan sınıflı hiyerarşik dikey tahakküm düzenlerine geçişleri sonrası zayıfların güçlüler tarafından köleleştirilerek bir “mal” olarak görülmesi ve bu mal edinmede savaşlarda ele geçirilen esirlerin köle kaynağı olarak kullanılması köleliğin toplumsal bir kuruma dönüşmesine yol açmıştır.

20’nci yüzyıla kadar yasal olarak yaşatılan kölelik kurumuna 600’lü yıllarda Kur’an nasıl yaklaşmıştır?

Kur’an’da ‘kul’, ‘köle’, ‘cariye’, ‘halayık’ ‘esir’ olarak çevrilen kelimeler şunlar:

(İlk numara mushaf sırasına göre sureyi / ikinci numara ayeti ifader eder, ayetler noktalı virgül ile ayrılmıştır)

1- ABD = Köle  23/47; 26/22; 16/75;  2/178; 24/32; 2/221
2- EME = Kadın esir 2/221; 24/32
3- ESİR = Kadın-Erkek Esir 76/8, 28; 2/85; 8/67, 70; 33/26
4- RAQABE = Kadın-Erkek Köle/Esir 90/11, 12, 13; 9/60; 4/92; 2/177; 58/3
5- MELEKET EYMÂN = Anlaşmalı-Sözleşmeli hizmetlilik 70/30; 23/6; 30/28; 16/71; 24/31,33; 33/50-52; 4/3, 24,25,36; 24/58
6- FETEYAT = Genç Kız esir 24/33; 4/25

Mekki surelerde geçen kölelikle ilgili ayetler

Mekki sureleri incelediğimizde ‘abd’, ‘raqabe’ ve ‘meleket eyman’ tabirlerinin yer yer (toplam 8 kez) kullanıldığını görüyoruz.

Şimdi kronolojik olarak, yani nüzul/iniş sürecine göre Kur’an’da köleliğin nasıl ele alındığını inceleyelim.

İlkesel hedef: Kölelerin özgürleştirilmesi

3. yıl:

Beled 90/11-13:

11. Fakat o, sarp yokuşa atılmadı.

12. Sarp yokuşun ne olduğunu sen ne bileceksin?

13. O tutsak bir boynu çözmek (kadın-erkek tüm köleleri) azat etmek)tir.

3. yıl:

Kadin-erkek zina etmemek

Sadece (kadın-erkek) hür eşleri veya anlaşarak evlendikleri (kadın-erkek) esir eşlerine karşı ferçlerini korumaları gerekmez.

Mearic 70/30

(Kadın ve Erkek Müminler) Sadece eşlerine veya anlaşarak evlendikleri esirlere karşı kınanmazlar.

Mü’minun 23/6

Ayet grubu sadece erkeklere hitap etmez. Arapça’da genel hitap, eril siga iledir.

Örneğin “İçki içmeyin” dendiğinde özellikle erkeklere hitap etmediği gibi bu ayetler de tüm cinsiyetlere hitap etmektedir.

5. yıl

İlke: Kölelik zulümdür

Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir. 

Şuara 26/22

5. yıl

Bu yüzden dediler ki: Kavimleri bize kölelik ederken, bizim gibi olan bu iki adama inanır mıyız?

Mü’minun 23/47

5/6. yıl:

Kendileri ihtiyaçları olmasına rağmen yiyeceği; yoksula, öksüze ve esire yedirirler.

İnsan 76/8

9. yıl:

Müşriklerin egemenlik-kölelik çelişkisi

Rum 30/28:

Kendinizden, size bir örnek vermektedir: Size verdiğimiz mallarda anlaşmalı olarak egemen olduğunuz kimselerden ortaklarınız var mı? Siz ve onlar bu mallarda eşit misiniz? Onları, birbirinizi saydığınız gibi sayar mısınız? Aklını kullanan bir kavim için ayetleri işte böyle açıklıyoruz.

ALLAH rızkı kiminize diğerinden daha fazla vermiştir. Peki, kendisine fazla verilenler anlaşmalı olarak çalıştırdıklarını servetlerine ortak etseler de, onlar da bu konuda (kendileriyle) eşit hâle gelseler ya!

Buna (dahi razı olmayacaklarına) göre, hâlâ (ortak koşmakla), Allah’ın nimetlerini bile bile inkâra yeltenmiş olmuyorlar mı?

Nahl 16/71

(İşte, örnek olarak) Allah size şu misali verir: Başkasının boyunduruğu altındaki köle sınıfına mensup birini (düşünün; bir de) kendisine tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz ve ondan açık ve gizli hayırda bulunan (hür) birini…

Şimdi bunlar bir tutulabilir mi? Övgülerin en mükemmeline yalnız (iradeyi yaratan) Allah lâyıktır: fakat onların çoğu (bunun dahi) farkında değiller!

Nahl 16/75

Medine Dönemi

Hicri 1. yıl:

Sonra siz o kimselersiniz ki; birbirinizi öldüren, bir kısmınızı yurtlarından çıkarıp, onlara karşı günahta ve düşmanlıkta işbirliği yapanlarsınız. Bir de esir olarak size gelirlerse onlarla esir değişimi yapıyorsunuz. Oysa onları yurtlarından çıkarmak, üzerinize haram kılınmıştı.

Yoksa böyle yapmakla Kitap’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz. Sizden böyle yapanların cezası dünya hayatında aşağılanma, Kıyamet Günü’nde de en şiddetli azaba uğramaktır. Zira Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Bakara 2/85

2/85 ayeti insanları dünyevi çıkarlar için yurtlarından sürmeyi, din kardeşlerini de sırf dünyevi çıkarlar uğruna esir alıp fidye karşılığında salmanın haram olduğunu belirtmektedir.

Kur’an’ın savaş anlayışında şahsi, kavmi vs. çıkarlar için savaşıp sürgün, mültecilik ve esirlik durumları ortaya çıkartmak yasaklanmış, sadece adalet ilkeleri için savaşmak meşru görülmüştür.

Efendisi yerine köleleri öldüremezsiniz

Bakara 2/178’de ‘abd’ kelimesinin kullanıldığı, kısas ayeti olarak da bilinen ayette, işlenen suçun cezasının suç kadar olması ve kısasta abartıya gidilmemesi isteniyor:

Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren kimse, kardeşi (öldürülenin vârisi, velisi) tarafından affedilirse, aklın ve dinin gereklerine uygun yol izlemek ve güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra tecavüzde bulunana elem dolu bir azap vardır.

Hicri 4:

Köleleri özgürleştirme için zekat

Sadakalar (zekatlar), Allah’tan bir farz olarak ancak fakirler, düşkünler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılacak olanlarla (özgürlüğüne kavuşturulacak) köleler, borçlular, Allah yolunda cihad edenler ve yolda kalmış yolcular içindir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tevbe 9/60

Hicri 5:

Anlaşmalılar ailedendir – Onları evlendirin

Tamamı Medine’de nazil olan Nur suresinin 24/31, 32 ve 33’ncü ayetleri Hicri 5’nci yılda nazil olmuştur.

Örtünme ayeti olarak da bilinen 24 Nur/31’nci ayette mümin kadınların yanlarında rahatça bulunabilecekleri, örtüsüz olabilecekleri kişiler sıralanırken ‘meleket eyman’ ifadesi kullanılır:

Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zînet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar.

Zinetlerini, kocalarından yahut babalarından yahut kocalarının babalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut erkek kardeşlerinden yahut erkek kardeşlerinin oğullarından yahut kız kardeşlerinin oğullarından yahut müslüman kadınlardan yahut antlaşmalı olduklarınızdan yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler.

Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü’minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!

Yine hicri 5’nci yılda nazil olan Nur 24/32’nci ayette, ’eme’ ve ‘abd’ kelimeleri birlikte kullanılıyor:

Sizden bekar olanları, erkek esirlerinizden (abd) ve kadın esirlerinizden (eme) durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

Nur 24/32

Ayette evlenme imkânı bulamayanların kendilerine hâkim olmaları emredilmiştir.

Efendinin, cariyesiyle nikahsız karı-koca ilişkisinde bulunabileceği kabulü ise buna açıkça aykırıdır.

Zaten böyle bir durumda cariye de kendini korumuş sayılmaz. Nûr sûresi 58’nci âyette ise, mâ meleketin günün üç vaktinde üç defa izin almaları gerektiği bildirilmiştir.

Şayet efendi, karı-koca ilişkisi kurabilecekse, bu durumda ilgili ifâdenin bir anlamı kalmayacaktır.

Çalışarak özgürleşmek isteyen esirlerle anlaşın

Evlenmek istemeyen kadın esirleri fuhşa zorlamayın

Mükatebe ayeti olarak bilinen Nur 24/33’ncü ayetin başlangıcında, özgürlüğünü kazanmak için anlaşma yapmak isteyen köleye bu hakkın tanınması, ayetin son kısmında ise namuslu kalmak isteyen kadın kölenin fuhşa zorlanmaması isteniyor.

Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden ‘mükâtebe’ yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükâtebe yapın. Allah’ın size verdiği maldan onlara verin.

Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

Nur 24/33. ayet

Hicri 6. yıl:

Allah, kitap ehlinden düşmanlara yardım edenleri kalelerinden indirdi. Ve yüreklerine korku saldı. Bir kısmını öldürüyor, bir kısmını esir alıyordunuz. Ahzab

33/26

Nebi savaş esiri kadınlarla evlenebilir

Hicri 6’ncı yılda nazil olan ve Nebi’nin özel hayatına dair birtakım düzenlemeler yapan Ahzab 33/26’da esir, 50 ve 52’nci ayetlerde de ‘meleket eyman’ ifadesi kullanılmıştır:

Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden anlaşmalı olarak egemenliğinde olan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık…

Ahzab 33/50
Bundan böyle başka kadınlarla evlenmen, eşlerini boşayıp yerine iyi olması hoşuna gitse bile başka kadın alman sana helal olmaz. Ancak anlaşmalı oldukların hariç. Allah, her şeyi gözetleyip denetleyendir.

Ahzab 33/52

Hicri 8. yıl:

Esir kadınlarla evlenebilirsiniz

Eğer yetim (korumasız-yalnız) kadınların haklarına riayet edememekten korkarsanız, size helal olan kadınlardan ikişer, üçer, dörder alarak evlenin. Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tanesi ile veyahut anlaşmalı olduğunuz (savaş esiri kadınlar) ile evlenin. Bu, adaletten ayrılmamanız için en uygun olanıdır.” (bkz. Menar ve Tefhimu’l Kur’an)

Nisa 4/3

Mevdudi şöyle der; “Sahibi olduğunuz kadınlar” ile savaşta esir alınan ve hükümet tarafından paylaştırılan cariyeler kastedilmektedir.

Bu ayet iki anlama gelebilir “Eğer hür bir kadının masraflarını karşılayamazsanız 25’nci ayette izin verildiği gibi bir cariye ile evlenebilirsiniz.”

Veya “Eğer birden fazla kadınla evlenmek istiyorsanız, fakat hür olarak alacağınız karılarınız arasında adaleti sağlayamacağmızdan korkuyorsanız, cariyelerle evlenebilirsiniz. Çünkü bu durumda sorumluluğunuz daha az olacaktır.”

Geçici nikah barışa kadar savaş esirleri içindir

Hicri 8’nci yılda nazil olan ve evli kadınlarla evlenmeye kalkışmanın haram oluşunun vurgulandığı Nisa 4/24’ncü ayet şöyle:

(Savaş esiri olarak) anlaştığınız esirler müstesna, özgür evli kadınlar da size haram kılındı. Allah’ın size emri budur.

Bunlardan başkasını (yani o esir kadınları), namuslu olmak ve zina etmemek üzere mallarınızla (mehirlerini vererek) istemeniz size helal kılındı. Onlardan (özgürlüklerine kavuşuncaya kadar) faydalanmanıza karşılık kararlaştırılmış olan mehirlerini verin.

Mehir kesiminden sonra (bir miktar indirim için) karşılıklı anlaşmanızda size günah yoktur. Şüphesiz Allah ilim ve hikmet sahibidir.

Hem ‘meleket eyman’ hem de ‘feteyat’ kelimelerinin kullanıldığı Nisa 4/25’nci ayet evlilik ve kadın köleler konusunda oldukça fazla hüküm içeren ayetlerdendir:

İçinizden imanlı hür kadınlarla evlenmeye gücü yetmeyen kimse, ellerinizin altında bulunan imanlı genç kızlarınız (sayılan) esirlerle nikahlansın. Allah sizin imanınızı daha iyi bilmektedir. Hep aynı köktensiniz (insanlık bakımından aranızda fark yoktur.)

Öyle ise iffetli yaşamaları, zina etmemeleri ve gizli dost tutmamaları şartı ve sahiplerinin izniyle onları (savaş esirlerini) nikahlayıp alın, mehirlerini de normal miktarda verin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa onlara, hür kadınların cezasının yarısı (uygulanır.)

Bu (cariye ile evlenme izni), içinizden günaha düşmekten korkanlar içindir. Sabretmeniz ise sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

Nisa 4/25

Anlaşmalı esirlere iyi davranın:

‘Meleket eyman’a iyi davranılmasını emreden Nisa 4/36’ncı ayet şu şekildedir:

Allah’a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya, anlaşmalı olduklarınıza iyilik edin. Şüphesiz, Allah kibirlenen ve övünen kimseleri sevmez.

Kazaen öldürmenin kefarreti özgürleştirme

Yine hicri 8’nci yılda nazil olan ve yanlışlıkla adam öldürmenin diyetinden bahsedilen Nisa 4/92’nci ayet şöyle:

Bir müminin bir mümini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mümini yanlışlıkla öldürürse bir mü’min esiri azad etmesi ve bağışlamadıkları sürece ailesine diyet ödemesi gerekir.

(Öldürülen kimse) mü’min olur ve düşmanınız olan bir topluluktan bulunursa, mü’min bir köle azad etmek gerekir. Eğer sizinle kendileri arasında antlaşma bulunan bir topluluktan ise ailesine verilecek bir diyet ve mü’min bir esir azad etmek gerekir.

Bunlara imkan bulamayanın, Allah tarafından tövbesinin kabulü için iki ay ardarda oruç tutması gerekir. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Hicri 9. yıl:

Yemin kefarreti olarak esir salmak

Hicri 9’ncu yılda nazil olan ‘raqabe’ kelimesinin kullanıldığı Maide 5/89’ncu ayet bozulan yeminlerin keffaretini açıklıyor:

Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle sizi sorumlu tutar. Bu durumda yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin orta hallisinden on yoksulu doyurmak, yahut onları giydirmek ya da bir köle azat etmektir.

Kim (bu imkanı) bulamazsa onun keffareti üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi tutun. Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor ki şükredesiniz.

Zıhar kefareti

Yine hicri 9’ncu yılda nazil olan ‘raqabe’ kelimesinin kullanıldığı ‘zıhar keffareti’nden bahseden ayet Mücadile 58/3’ncü ayettir:

Kadınlarından zıhar yaparak ayrılıp sonra da söylediklerinden dönecek olanlar, eşleriyle birbirlerine dokunmadan önce, bir köle azat etmelidirler. İşte bu hüküm ile size öğüt veriliyor. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

Zıhar, nüzul ortamında uygulanan ve tüm toplumlarda bugün de var olan eşler arasındaki kavgalardan biridir.

Şiddetli geçimsizlik yaşayan bazı çiftler arasında bir eş diğerini cinsel ilişki kurmayarak cezalandırmaktadır.

Kur’an, bu küresel aile içi psikolojik şiddetin çözüm yollarından biri olarak cahiliye döneminde köleleştirilmiş bir savaş esirinin özgürleştirilmesini tavsiye ediyordu.

İlkesel hedef hatırlatılıyor: Esirleri özgürleştirmek

Hicri 9’ncu yılda nazil olan Bakara 2/177’nci ayet, risaletin sonlarına doğru müminlere gerçek iyiliği farkettirmeye çalışıyor:

İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz (den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin; namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren, antlaşma yaptıklarında sözlerini yerine getirenlerin ve zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda (direnip) sabredenlerin tutum ve davranışlarıdır. İşte bunlar, doğru olanlardır. İşte bunlar, Allah’a karşı gelmekten sakınanların ta kendileridir.

Mümin esirlerle evlenerek özgürleştirme

Yine hicri 9’ncu yılda nazil olan ve ”abd’ ve ’eme’ kelimelerinin birlikte zikredildiği Bakara 2/221’nci ayet İslam’ın insanlara bakış açısını çok net bir şekilde ortaya koyar:

İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin.

Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de, iman eden bir köle, Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara âyetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler.

Hicri 10. yıl:

Anlaşmalı esirler ailedendir

Son olarak hicri 10’ncu yılda nazil olan ve ahlaki bir konuda öğüt veren, mahrem denebilecek saatlerde başkalarının odasına girerken dikkat edilmesi gereken kurallardan birini hatırlatan Nur 24/58’nci ayet şöyle: Ey iman edenler! Anlaşmalı olduğunuz (hizmetçi esirleriniz) ve sizden henüz büluğ çağına ermemiş olanlar, günde üç defa; sabah namazından önce, öğleyin elbiselerinizi çıkardığınız vakit ve yatsı namazından sonra (yanınıza girecekleri zaman) sizden izin istesinler.

Bu üç vakit sizin soyunup dökündüğünüz vakitlerdir. Bu vakitlerin dışında (izinsiz girme konusunda) ne size, ne onlara bir günah vardır. Birbirinizin yanına girip çıkabilirsiniz. Allah, âyetlerini size işte böylece açıklar. Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Dünyalık kazanç için esir/köle alımı yasaklanmıştır

İnsan alım satımı yasaklanmıştır

Hiçbir nebiye, yeryüzünde düşmana üstünlük sağlayıncaya kadar, esir almak yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti istiyor. Allah, Mutlak Üstün Olan’dır, En İyi Hüküm Veren’dir. Eğer Allah tarafından önceden bir kararlaştırılmasaydı, aldığınız şeyden dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu.

Enfal 8/67-68

Ayetin “Hiçbir nebiye, yeryüzünde düşmana üstünlük sağlayıncaya kadar, esir almak yaraşmaz. Siz geçici dünya malını istiyorsunuz, oysa Allah ahireti istiyor” ifadeleri tefsir tarihinde esirlerin öldürülüp-öldürülmemesi açısından tartışılmıştır.

Oysa cümlenin ana teması geçici dünya malı için esir almak için savaşmaktır.

Surede aynı durum ganimetler için de işlenmiştir.

Peki, esirler bu ayetten hareketle öldürülebilir mi? 

Kanaatimce ayetin bağlamını en iyi biçimde izah eden meal-tefsir yazarı Muhammed Ali Lahori’dir.

Lahori, şöyle der:

“Esir alma, düşmanla savaşma şartına bağlıdır. Zaten Bedir’de de savaş yapıldıktan sonra esir alınmıştı. Esirlerin fidye karşılığında salıverilmesi aynı sûrenin 70’nci âyetinde açıkça ifâde edilmektedir. Bu da ilgili âyetlerin esirlerin hala Müslümanların elinde olduğunu, alınan şeyin açıkça fidye olduğunu ve Medine’ye varmanın daha günler alacağı bir sırada indirildiğini göstermektedir.

Dolayısıyla âyet, esirlerin serbest bırakılması yerine öldürülmesini emretmiş olsaydı, emrin yerine getirilmesi için henüz vakit vardı. Böyle yapılmamış olması, âyetin esirlerin öldürülmesine dair bir hüküm içermediğini göstermektedir.

Muhammed sûresi 4’üncü âyeti de Hz. Peygamber’in bu davranışının meşrûluğunu desteklemektedir. Öte yandan Bedir Gazvesi’nden sonra da binlerce esir alınmış ve Hz. Peygamber tek bir esiri de öldürmemiştir. Muhammed Ali’ye göre, Enfâl sûresi 67-68’nci âyetleri tamamlanmış bir fiile değil, siz güçsüz ve silahsız olanın size düşmesini istiyordunuz (Enfâl, 8/7.) âyetine göndermedir.

Şöyle ki, bazı Müslümanlar silahsız kervana saldırıp ele geçirmek için hevesleniyorlardı. Müşrikler tarafından Müslümanlara karşı yapılmasına rağmen bu gibi yağmacılık Hz. Peygamber’e yakışmayacak bir davranıştı. İlk yapması gereken şey savunma amacıyla sıkı sıkı savaşmaktı. Düşmanı yenecek olduğu halde esir alabilirdi. Fakat bu durumda esaret yasal bir kurum olmazdı.

Çünkü esir almak sadece savaşta söz konusudur. Buna göre “dünya malını isteyerek” terkibi, kervan ve yükü idi. Enfâl sûresi 69’uncu âyeti, esirlerden alınan fidyenin meşrû ve iyi bir şey olduğunu ifâde etmektedir. 68’nci âyette zikredilen Allah’ın buyruğu anlamındaki “Kitab” sözcüğü, Enfâl sûresi 7 ve 42’nci âyetleri başta olmak üzere birçok âyette açıklandığı üzere Bedir’de Kureyş ordusuyla karşılaşmayı konu edinmektedir.” 1

Ey Nebi! Elinizdeki esirlere de ki: ‘Eğer Allah kalplerinizde bir hayır olduğunu bilirse, size, sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi bağışlar.’ Allah’ın Rahmeti Bol’dur, Kesintisiz’dir.

Enfal 8/70

8/70 ayeti esirlerin savaş duygularından kurtulması için bir tebliğ niteliğindedir

Savaş esirlerini salıverin

Riqab:

Köleliğin kaynağı olan savaş esirleriyle ilgili hükmü ortaya koyan Muhammed 47/4’ncü yeti de vermeyi uygun görüyoruz.

Müşriklerle (sıcak savaşta) karşılaştığınız zaman öldürün. Nihayet onları çökertip etkisiz hale getirdiğinizde bağı sıkı bağlayın (sağ kalanlarını esir alın). Artık bundan sonra (esirleri) ya karşılıksız ya da fidye karşılığı salıverin. Savaş sona erinceye kadar hüküm budur. Eğer Allah dileseydi onlardan öc alırdı. Fakat sizi birbirinizle denemek için böyle yapıyor. Allah yolunda öldürülenlere gelince, Allah onların amellerini asla boşa çıkarmayacaktır. (47/4)

Ayrıca bu ayet savaş hali dışında insanların her yerde yakalanıp esir diye satılma uygulaması kınanmaktadır.

Allah, kendi yolunda savaşarak ölen ve öldüren mü’minlerin; canlarını ve mallarını Cennet karşılığında satın almıştır. Bu, Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da gerçek olan bir söz vermedir. Allah’tan daha iyi sözünde duran kim olabilir? O halde, O’nunla yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin. İşte büyük başarı budur.

Tevbe 9/111

Sonuç:

Nüzul sürecinde kölelik ve cariyelik

3. yıl

1- İLKESEL HEDEF: Kölelerin Özgürleştirilmesi Beled 90/11-13
2- Kadin-Erkek Esirlerle Zina Etmemek: Mearic 70/30, Mü’minun 23/6

5. yıl

3-  İLKE: Kölelik Zulümdür Şuara 26/22, Mü’minun 23/47

9. yıl

4- Müşriklerin Egemenlik-Kölelik Çelişkisi Rum 30/28, Nahl 16/71

MEDİNE DÖNEMİ

Hicri 1. yıl:

5- Efendisi yerine Köleleri Öldüremezsiniz: Bakara 2/178

Hicri 4. yıl:

6- Köleleri Özgürleştirme için Zekat: Tevbe 9/60

Hicri 5. yıl

7- Anlaşmalılar ailedendir – Onlari Evlendirin: Nur 24/31-33
8- Çalışarak hizmet bedeliyle özgürleşmek isteyen esirlerle anlaşın
9- Evlenmek istemeyen Kadın esirleri fuhşa zorlamayın Nur 24/33

Hicri 6. yıl

10- Nebi savaş esiri kadınlarla evlenebilir Ahzab 33/50-52

Hicri 8. yıl

11- Güvencesiz özgür kadınlara haksızlık etmekten korkarsanız esir kadınlarla evlenebilirsiniz Nisa 4/3
12- Geçici Nikah barışa kadar savaş esirleri içindir 4/24
13- İnsanlar esir de olsalar eşittir onlarla evlenip özgürleştirin 4/25
14- Anlaşmalı esirlere iyi Davranın 4/36
15- Kazen öldürmenin kefareti olarak esir özgürleştirin 4/92

Hicri 9. yıl

16- Yemin kefareti olarak esir özgürleştirin Maide 5/89.
17- Zıhar kefareti olarak esir özgürleştirin Mücadile 58/3
18- İlkesel Hedef Hatırlatılıyor: Esirleri özgürleştirmek Bakara 2/177
19- Kadın-Erkek mümin esirlerle evlenerek özgürleştirme 2/221

Hicri 10. yıl

20- Anlaşmalı esirler ailedendir:  Nur 24/58
21- Dünyalık kazanç için esir/köle alımı yasaklanmıştır: Enfal 8/67-68
22- Yeni savaş esirlerini köleleştirmeyin özgürleştirin: Muhammed 47/4
23- İnsan alım satımı yasaklanmıştır: Tevbe 9/111

Sonuç olarak, Kur’an’ın iniş sürecini dikkate alarak İslam’ın köleliğe bakışına baktığımızda hiçbir ayette esirlerin köleleştirilerek ömür boyu bir mal olarak kullanılabileceğini söylemez.

Kur’an hiç bir yerinde kadın esirlerin nikahsız biçimde cinsel istismara uğrayabileceğinden de bahsetmez.

Aksine esir kadınların esaret hayatları boyunca temel insan haklarının korunmasına dikkat edilmiş bu süreçte nikahlanmak isteyenleri ile de evlenilebileceğini belirtmiştir.

Bu evlilik konusunu da geçicilik imkanı veren Kur’an böylece kadın esirlerin esaretleri bittiğine tekrar eski hayatlarına dönebilme imkanı da vermiştir.

Konuyu daha detaylı araştırmak isteyenler için okuma listesi

Mevzunun Müslümanların tarihi ve mezhepler açısından tarih içerisinde nasıl algılandığı ve konuyla ilgili görüş çeşitliliği için daha detaylı şu çalışmalara müracaat edilmelidir:

  • Doktora tezi: “Kur’ân âyetleri ışığında savaş esirlerinin durumu”, Doktora tezi, Haşim Özdaş, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi, 2019, 236 s.
  • Makale: “İslam’ın Köle ve Cariye Sorununa Yaklaşımı”, Prof. Dr. M. Zeki Duman, Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Fakültesi Dergisi Sayı:12, yıl: 2011/1 (1-54)
  • Kitap: “Kur’an ve Sünnet Işığında Cariyeler ve Sömürülen Cinsellikler”, Ali Rıza Demircan, Ensar Neşriyat, 2014
Etiketler
Daha Fazla

İktibas Çizgisi

İktibas Çizgisi Yönetici

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir