GenelMektuplara Cevap

İstiva Kelimesi Kur’an’da Ne Anlama Gelmektedir?

Soru: Selamun aleyküm! Allah işlerinizde kolaylık, düşüncelerinizde doğruluk ve isabetlilik, niyetlerinizde ihlâs ve samimiyet ihsan eylesin diyo­rum! Sizlerden ricam Kur’an’ın muhtelif surelerin-de geçen “İSTİVA” kelimesinin ne anlama geldiğini açıklamanızdır. İsrailiyyat’ tan gelen “Allah Teâlâ’nın altı günde yerleri gökleri ve kâinatı yaratıp yoruldu-ğu için yedinci gün dinlenmek üzere “ARŞA” oturmuştur sözü doğru olabilir mi?

Cevap: Ve aleykesselam Ahmet Bey! Güzel temennileriniz için âmin diyor ve teşekkür ediyo­rum.İsrailiyyattan gelen böyle bir sözün doğru olması mümkün değildir. Sebebine gelince; sözün batıllığı kendi içinde mevcuttur. Yorulmak, usanmak, güç yetirememek, bilememek gibi acziyet ifa­de eden şeyler her şeye kadir olan Allah için söz ko­nusu olamaz. Acziyet yaratılmışların vasfıdır. Allah Teâlâ her şeyin yaratıcısı ve her şeye kadir olandır. Rabbimizin bu konudaki sünneti ise şöyle bildiril­mektedir: “Biz bir şeyi dilediğimiz zaman, ona sözümüz sadece «ol» dememizdir. O da hemen oluverir.” (Nahl 16/40)

Rabbimiz kendi zatından bahsederken Baka­ra suresinin 255. ayetinde şöyle buyurur: “Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O daima diridir (hayydır), bütün varlığın idaresini yürüten (kayyum)dur. O’nu ne gaflet basar, ne de uyku. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur…” Allah Teâlâ zatında ve sıfatlarında tekdir. Eşi ve benzeri yoktur. Yaratandır, yaratılmışların malul olduğu hiçbir noksanlığı yoktur. Bu nedenle O’nun yorulmak gibi bir noksanlığı yoktur. Noksan olan aciz olan, yarattıklarına istediği gibi hükmedemeyen bir varlık ilah olamaz.

Sorunuza konu olan kelime “s.v.y.” kökünden türemiş istiva, türevleri ile Kur’an da 83 yerde geç­mektedir. Kullanıldığı yere ve kalıba göre şu anlam­lara gelmektedir:

Şekillendirmek (2/29), Eşit tutmak (26/98), Kurulmak/Hükmü altına almak (20/5), Doğrulmak (53/5-7), Kendine yeter olmak (28/14), Yönelmek(2/29), Helak olmak (4/42), Doğru yol-söz-hal(2/108) Orta -bir şeyin ortası (44/47)

Bu kelime ayetlerde “istiva “ kalıbında dokuz yerde “ala” ile kullanılmaktadır. Bu şekilde kulla­nıldığı zaman; hükmetmek, hükmü altına almak, düzenleyip tertip emek anlamlarına gelmektedir. “Seva” kelimesinin kök anlamı; iki şeyi veya daha çok şeyi bir biriyle uyumlu hale getirmek, düzen­leyip tertip etmek, tesviye etmek gibi anlamları da içermektedir. İlgili, ayetlere bakıldığında bu durum daha net görülmektedir:

“Siz yeri iki günde yaratanı mı inkâr ediyor ve O’na eşler koşuyorsunuz! O, âlemlerin Rabbidir de.” “O, yeryüzüne sabit dağlar yerleştirdi. Orada bereketler yarattı ve orada tam dört günde isteyen­ler için ‘fıtratlarına uygun olarak’ gıdalar/ yiyecekle­ri rızıklar takdir etti.(seva essailin)” “Sonra duman halinde olan göğe yöneldi,(sümmesteva iles semai) ona ve yerküreye: İsteyerek veya istemeyerek, ge­lin dedi. İkisi de «İsteyerek geldik» dediler.” “Böylece onları, iki günde yedi gök olarak yarattı ve her göğe görevini vahyetti. Ve biz, yakın semayı kan-dillerle donattık, bozulmaktan da koruduk. İşte bu, azîz, alîm Allah’ın takdiridir.” (Fussılaer 41/9-12) “Yerde olanların hepsini; sizin için yaratan O’dur. Sonra, göğe doğru yönelerek(sümmesteva iles semai) yedi gök olarak onları düzenlemiştir. O her şeyi bilir.” (Bakara 2/29)

“Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan ve sonra arşa hükmeden (sümme isteva alel arşı), gündüzü durmadan kovalayan gece ile bürüyen; güneşi, ayı, yıldızları, hepsini buyruğuna baş eğdirerek var eden Allah’tır. Bilin ki yaratma da emir de O’nun hakkıdır. Âlemlerin Rabbi olan Allah Yüce’dir.” (Araf 7/54)

“Gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz yüksel-ten, sonra arşa hükmeden(sümme isteva alel arşı), her biri belli bir süreye kadar hareket edecek olan Güneş ve Ay’ı buyruğu altına alan, işleri yürüten, ayetleri uzun uzun açıklayan Allah’tır; ola ki Rabbi-nize kavuşacağınıza kesin olarak inanırsınız.” (Rad 13/2)

“Gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan sonra da arşa hükmeden (sümme isteva alel arşı) Rahman’dır. Bunu bir bilene sor.” (Furkan 25/59)

“Gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden (sümme isteva alel arşı) Allah’tır. O’ndan başka bir dostu­nuz ve şefaatçiniz yoktur. Düşünmüyor musunuz?” (Secde 32/4)

“Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden(sümme isteva alel arşı), yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilen O’dur. Nerede olursanız olun, O, sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.” “Göklerin ve yerin hükümranlığı o’nundur. Bütün işler Allah’a döndürülür.” (Hadid 57/4-5)

Görüldüğü gibi ayetlerin hepsinde arşa hük­metmek, hükmü altına alarak düzenlemek, yerleri ve gökleri kendisine itaate çağırmak, yaratıklarına uygun rızıklar takdir etmek, yere ineni ve yerden çıkanı bildiğini ve nerede olursak olalım bizimle be­raber olup her yaptığımızı görüp bildiğini, Sonunda ise yapılan işlerin Allah’a döneceğini hatırlatmakta­dır.

Özellikle Fussılet suresinin 9-12 ve bakara suresinin 29. ayetlerini birlikte okuyarak düşüne­lim! Yeri ve göğü nasıl düzenlediğini ve onları bozul­maktan nasıl koruduğunu bütün ayrıntıları ile anlat­maktadır. Yaratmış olduğu sayısını ve çeşidini ancak kendinsin bildiği tüm mahlûkatın yaratılış özellikle­rine uygun olarak yiyeceklerini ve içeceklerini yara­tıp takdir ettiğini beyandan sonra; duman halinde olan öğe yönelerek yedi gök olarak düzenlemiştir.

Bu anlatımlar bizim anlayacağımız sadelikte ifade edilmiştir. Yerlerin ve göklerin tertip ve düzeninin gerçek mahiyetini ise ancak kendisi bilir. Örneğin gökleri yedi gök halinde tertip ederek her bir göğe ne yapacağını vah yetmiş olması gibi. biz bu yedi göğün mahiyetini bilemiyoruz. Ancak müşahade ettiğimiz yakın göğü kandillerle/ yıldızlarla donattığını beyan ediyor. Bizler de seyretmiş oldu­ğumuz semada güneş ve ayı, geceleri ise yıldızlarla süslendiğini gözümüzün görüp aklımızın idrak ettiği kadar anlıyoruz. Ancak günümüzün şartlarında geliştirilmiş gözlem cihazları ile çok daha öteleri gör­me imkanına sahip olan gök bilimcilerin anlattığına göre bizim bir armut ampul kadar gördüğümüz yıldızların tahmin edemeyeceğimiz kadar büyük ol­duklarını ifade ediyorlar. Dahası içinde yaşadığımız saman yolu galaksisi diye adlandırılan galaksi gibi yüzlerce galaksinin ve güneş sistemlerinin olduğu­nu; bunların ötesinde bir kara delik diye tabir edi­len bir şeyin bulunduğunu ve bu sayılanların hepsi­ni yutacak kadar büyük olduğunu söylerken; oranın sonunu bilemediklerini söylüyorlar. Şimdi sade bir vatandaşa rabbimiz yedi gök olarak düzenledik ve her bir göğe ne yapacağını görevini vahyettik buyu­rarak kısa yoldan anlatıyor. Biz de iman ediyoruz. Onun ötesini bilmiyoruz.

Şimdi bütün bunları yaratanı ve hükmedip buyruğuna boyun eğdiren rabbimizi yorulup oturmakla tavsif etmek/ vasıflandırmak yakışır mı?

O bütün kemal sıfatların, en güzel isimle­rin, karşı konulmaz güç ve kudretin, ulaşılmaz ilim ve hikmetin sahibidir. Ona böyle inanır iman ede­riz. Ona sığınır ondan yardım bekleriz. Daima O’na hamd eder tüm noksanlıklardan tenzih ederiz. O, ne güzel Mevla ve ne güzel yardımcıdır! Ne güzel halıkdır!..

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir