
Kur’an Vahyi’nin Anlatım Dili
Kuran vahyini, somut (gözlemlenebilir yaşanabilir) hareket boyutundan, soyut metafizik Yaşama aktarılamaz)! veya sembolik yorumlamak, dil oyunlarına alet etmenin sonucu, ona göre söz kelam hadis uydurmayı masum sayma işlemini doğallaştırıyor.
Ayeti işlevsiz hale dönüştürerek ( mehcur ,terk edilebilir, terk edilmiş !) edinilmesine yatak (mazeret ) hazırlıyor.
Kuran yaşanan hayattan birebir canlı örneklerle zihin dünyasında eylemin / amelin fiilin kıymetini anlatır. Örneklemeler; Bizatihi müşahhastır. Kimilerinin aklı basmıyor olsa da.
Vahyin taşıyıcısı elçilerin yaşarken karşılaştıkları hali, durumu, tarihselci, metafizik veya alegorik taksimatta gerçeği örten( kâfir) oluşumunda etkisi göz ardı edilmemeli.
Gerçeklikten koparttığımız her örnek, faili Müslim olma dairesinin dışına taşıyor.
Sonuçta, Kuran terk ediliyor/ edildiği fark edilmese de.
Bu, böyle azim bir cürmün, tevhidin ruhu ile ilişkisinin tamamen kopması /kopartılması demektir. Bu kopukluk sahibini başka bir isimle anılmasını da beraberinde getirmektedir.
Müslim, vahyin ruhuna aykırı hiç bir düşüncenin ve amelin sahipleneni değildir/ olmaz da. Teslimiyete muhalif olan, iman ile şirki karıştırıyor demektir.
Bu fiilin faili durumunu düzeltmediği müddetçe, münkirdir. – Israr hali küfür/ şirk denklemi ile anılmasını gerektirir.
Kuran salt iman kitabı olmadığı gibi imansız amel kitabı da değildir. İman ve amelin birbirinden ayrılmaz unsurlar olduğunu defaten dile getirmektedir.
“ Ey iman edenler ve salih amel sahipleri, denklemi, ifadesi iman ile amelin birbirinden kopmayacağını kopartılamayacağını dile getirmektedir. Vurgu çok açık ve net olarak beyan edilir ki; İman iddiasında olanların, ayrıştırıcı düşünceye meyletmesinler.
Vahiy kitabının verdiği örneklerin yaşanmış, yaşanacak hayata dair bilgilerin zaman içinde birebir benzerliğine, olay ve olguların ne zaman nerede yaşanacağı bilinmese de, olası, ihtimal dâhilinde bir hadisenin benzer taraflarına vurgu yaparak “ bunların boş yere örnek verilmediğini/ verilemeyeceğini vurgular.
Bu bağlamda; Kuran vahyini, somut (gözlemlenebilir yaşanabilir) hareket boyutundan, soyut metafizik Yaşama aktarılamaz)! Veya sembolik yorumlamak, dil oyunlarına alet etmenin sonucu, ona göre söz kelam hadis uydurmayı masum sayma işlemini tarihin sayfalarında beyanına göre, sözde İyi niyetlilerin! Uydurmaların! Varlığına şahitlik etmekteyiz.
“ Sözde dini kolaylaştırmaya çalışmışlar! Adeta, Allah’ın dininin eksiklerini tamamlama gayreti gibi gözüken bu amellerle, bizzat dine eklemeler yapabilmişler. Hiçbir şart ve şekilde kabul edilemeyecek bu ve benzer cürümlerin de bol müşterisi çıkmış! Adı âlime çıkmış / çıkartılmış insanlarında bu suça ortak olmaları kabul edilebilir bir durum değildir.
İslam dini bu gibi ek yama veya ilaveleri kabul edemez. Dinin en dindarı olan resullerin bu gibi hataları işlememiş olması bizim için en güzel örnektir.
Kuran yaşanan hayattan birebir canlı örneklerle zihin dünyasında eylemin / amelin fiilin kıymetini anlatır. Örneklemeler; Bizatihi müşahhastır. Yaşanmış, yaşanabilenlerden örneklemedir. Yarın Allah’ın huzurunda hesap verebilmenin en kolay yolu, onun dininde olanların olduğu gibi hayata aktarılması ile mümkün olduğundur. Hiç kimse kendi yanından, aklından adı böyyüğe çıkmış birilerinin arkasında saklanarak dine zam yapma salahiyetini kendinde bulmamalıdır.
Aksi halde Cehennemdeki yerine hazırlanır. Orasının ne kötü bir yer ne kötü bir durak olduğunu hatırdan hayalden hiç çıkartmamak gerekir. Ebedi bir azapla muhatap olmayı itemiyor isek.
