GenelYazarlardanYazılar

Müslüman Mıyız..? Mü’min Miyiz.. ? 

Değerli Dostlar..!

Günümüz insanına hatırlatmada bulunmak  ve yaşantımıza   ışık tutacağına inandığım bu sohbetimin faydalar olacağı kanaatim nedeni ile sizlerle sohbet etmeyi   uygun buldum. Sohbetimin Düşündürücü ve inancımızı muhasebe edici olması dileğimle…

Geçenlerde okuduğum bir kitapta şöyle yazıyordu:

*‘’Sizden  Müslümanları Hırıstıyan  yapmanızı  istemiyoruz.

*Sizin asıl göreviniz Müslümanları  islam dininden   uzaklaştırmanızdır.

*Doğumlarından  ölümlerine kadar haç takmasınlar ,kiliseye gitmesinler ,vaftiz olmasınlar  ama Hırıstıyan gibi  yaşasınlar.

*Bunu çağdaşlık adı altında yapın.

*Allah’ı ve peygamberi tanımasın  bu nesil  büyük işlerle idarelerle  uğraşmaz;  *İdealsiz-dinsiz- mefküresiz olurlar.

*Rahatı –tembelliği-parayı ve nefislerini-şehvetlerini  tatmin için uğraşırlar.

*Müslümanları vaftiz etmek için boş yere çabalayıp durmayalım.

*Baska yollar,başka çareler deneyelim.

*İslam memleketlerinde girişeceğimiz  faaliyetlerde onlara:

*Hırıstıyan adetlerini-Hırıstıyan bayramlarını-Hırıstıyan külyürünü-Hırıstıyan  ahlakını aşılıyalım.

*Bir müslümanın doğumundan ölümüne kadar  kimliğinde Müslüman yazabilir-fakat  bir hırıstıyan gibi  yaşayarak cami önünde teneşire yatmalıdır.

*Kiliseye gelmesine  gerek yok -varsın camiye gitsin.

*Ama bir müslümanı hayatı boyunca Hırıstıyan  gibi yaşatmalıyız.

(Rahip Samuel Zwemer – Misyonerlik  konferansı Kudüs 1935)

DEĞERLİ Dostlar
Bunları okuduktan sonra uzun bir tefekküre kapıldım Yaşantımı-etrafımı bir kez daha gözden geçirerek  kendi kendime şunu sordum:Bizler gerçek islamı ne kadar doğru yaşıyoruz..?

BİZLER GERÇEKTEN  MÜSLÜM VE MÜMİN MİYİZ?

Bir insanın aslında imanından şüphe etmesi hiçte doğru olmayan bir düşünce olduğunu bildiğim için kendi kendimi tenkit ettim. Bu sorumu arkadaşlarımada sormaya kalktığımda ; ‘’Sen ne diyorsun bu ne biçim soru’’ diye ters cevaplar alacağımıda düşünerek günümüz Müslümanlarının yaşantı ve inaçları ile ilgili araştırmalar yapmayı daha uygun buldum.

Günümüzde  İslam toplumlarında kendisine Müslümanım diyen ,fakat İslam’a aykırı tutum ve davranışlar içinde ,vücutlarını  sergileyen ,İbadetten yoksun yaşayan,Ticaretine faiz bulaştıran,Sosyal hayatında , aile hayatında, komşuluk ilişkilerinde, mensubu olduğunu iddia ettiği dinin gereklerini yerine getirmede Alemlerin Rabbi olan Allah’a (c.c. ),Resulü’ne (s.a.s.)  ve içinde yaşadığı dünyaya karşı bu değerlere aykırı bir tutum ve yaşayış sergileyen ve kendilerine Müslümanım diyenlerin  var,olduğunu gördüm.

Bunları gören Müslüman ve gayri müslimler de haklı olarak ‘‘-İslam bu mudur? Böyle Müslümanlık  olur mu?” diyerek . Hatayı, hata yapan ve Müslüman olduğunu söyleyen  kişide aramak yerine İslam ve Müminlerin tamamı böyleymiş gibi kötüleme ve ithamda bulunduklarını gördüm….

Gerçekte Müslüm ve Mü’mimlerin tamamı böyle midir?

Yoksa Müslüman ve Mü’min arasında fark var mıdır ? 

Bu iki kelimenin  farklı cümleler olduğuna göre elbette faklılıklarının olabileceğini düşündüm. Bu farkı öğrendiğimizde İslama aykırı yaşayış ve davranış gösterenlerin hatasının İslam ve Mü’minlerde değil, gerçek Mü’min derecesine ulaşamamış ”Teslim olup”  imanın kalplerine henüz  yerleşmediği  kişiler olduğu anlaşılacaktır. (Ayrıca geçmişte olduğu gibi günümüzde de  islam toplumuna katılmış dönmelerin olabildiğinide ,bunların, gerçekleri saklıyarak islami isimleri alarak islami  yaşantımızı dejenere edebildiklerinide unutmayalım. Diğer bir ifadeyle münafıkların da mümin ve Müslim gibi göründüklerini bilelim.)

O zaman aklımıza şu soru geliyor ;MÜSLÜMAN NEDİR? MÜ’MİN NEDİR?

MÜSLÜMAN; kelime-i şehadet getirmiş fakat hucurat suresi 4. Ayetinde olduğu gibi iman henüz kalbine girmemiş ancak kimselerdir.

“Bedevîler «İnandık» dediler. De ki: Siz iman etmediniz, ama «Boyun eğdik» deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah’a ve elçisine itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.”  (Hucurat 49/14)

MÜMİN İSE; Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed’in (s.a.s.) O’nun kulu ve Peygamberi olduğuna ve Allah’ın Vahiy yoluyla bildirdiklerinin tamamına kalpten inanıp, kabul ve tasdik edip diliyle ikrar ederek ve  bütün azalarıyla ibadet eden, malıyla canıyla Allah yolunda cihad eden ve Allaha verdiği sadakat sözden asla dönmeyen kimselerdir.

Kur’ân-ı Kerîm’de iman kavramı 800’den fazla ayette yer almaktadır.

İMAN; sırf dil ile söylenen bir sözden ibâret değildir.

Kendine has mesuliyetleri ve ağırlıkları bulunan, kişiye birtakım sorumluluklar yükleyen, ateşin, yakması, suyun ıslatması, elektriğin çarpması gibi ciddi birtakım tezâhürleri olan bir hakikattir.

Her Müslüman, imanın gereği olarak yaptığı amellerinin karşılığında belli bir derece elde eder.

’’Onların Allah yanındaki dereceleri farklı farklıdır. Allah onların yaptığı her şeyi görmektedir.”   (Âli İmrân/163

‘’Ve Allah, kâfirlere mü’minler aleyhinde (kalıcı bir galibiyet-başarı) aslâ imkan vermeyecektir.’’  (Nisâ Sûresi(4) 141)

– Bu ayete göre günümüzde de  Allah niçin kâfirlerin müminlere karşı galip gelmesine fırsat veriyor? diye düşünebiliriz.‘’- Çünkü günümüzde insanların çoğu Müslümandır., henüz Mü’min olma  düşüncesinin gereklerini kavramış değillerdir. .’’diye düşünmek gerekir. O halde Müslüman ile mü’min arasında

Bir fark olduğu aşikardır.

Peki:” MÜSLÜMAN İLE MÜ’MİN  ARASINDAKİ FARK NEDİR?”

 diye aklımıza bir soru gelebilir.   Şöyle cevap verdim:

‘’– Günümüzde Müslümanların bazısı İman hakikatine varamayıp Müslümanım diyerek ; Namaz, Zekât, Hac ve Ramazan orucu gibi İslam’ın ,bedeni ve mali ibadet cinsinden emrettiklerini şuursuzca ve bir alışkanlık veya örf adet diyerek  yerine getiriyorlar.

Bazıları da sadece Kalbim temizdir, babam ,annem hacıdır,Elhamdülillah Müslümanım demekle yetiniyor ,İmanın gereklerini yaşamıyor farz olan ibadetleri dahi yapmıyorlar.

Bu Müslümanlar; Dünya niğmetlerine kapılmış, İlmi ,iktisadi ,sosyal , idari ve maneviyat yönünden sıkıntılar içinde olduklarının farkında olmadan yaşamaktadırlar.!

Bu nedenlerle : Bu insanlar gerçek huzur ve manevi zevkten nasiplerini alamamaktadırlar. Sıkıntı ve yokluk içindedirler? Bu yokluk ve sıkıntıların sebebi nedir? Diye düşünürsek;

– Bunu  Rabbimiz (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor.

“Bedevîler “inandık” dediler. De ki: Siz iman etmediniz ama “İslâm olduk.” deyin. Henüz iman kalplerinize yerleşmedi. Eğer Allah’a ve Resulüne itaat ederseniz, Allah işlerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Çünkü Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.   (Hucurât Sûresi (49/ 14)

‘’-Çünkü Müslümanım diyenler, iman etme ve imanın gereğini yaşayış yönünden Mü’min derecesine yükselemediler.”

 (Diğerleri de:) “Hayır” derler. “Zaten sizler mü’min kimseler değildiniz.” ( Saffat/29)

 ” Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup-düzeltin ve Allah’tan korkup-sakının; umulur ki esirgenirsiniz.” ( Hucurat/10)

 Günümüzde dünyada ne yazık ki ! Müslümanları Müslüman olduğunu iddia edenler öldürüyor. Aldatıyor,ticaretinde ve beşeri münasebetlerinde şahsi menfaatlerini ön planda tutarak,helal,haram demeden menfaat sağlamaya çalışıyor. Günümüz de Müslüman ülkelerin ,mensupları başka Müslüman ülkenin  düşünmeden katlediyor.

Müslüman olduğunu söyleyenler Mü’min olsalardı;

Mensubu olduğunu  söyledikleri dinin Alemlere rahmet olarak gönderilen Resulu Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.s) ümmetini katletmezler ve Müslümanları bölüp  düşman ilan ederek din kardeşlerini öldürmezlerdi .

”Kim bir Mü’mini kasıtlı olarak (taammüden) öldürürse cezası, içinde ebedi kalmak üzere cehennemdir. Allah ona gazaplanmış, onu lanetlemiş ve ona büyük bir azap hazırlamıştır.’‘ (Nisa / 93 )

Müslümanım diyerek birbirlerini öldürenler  Mü’min olamadılar olsalardı Allah’ın buyurduğu gibi kardeş olurlar, Mü’minleri haksız yere öldürmezler.

Mü’minleri  haksız yere öldürenler, Müslüman ,Mü’min ve  kardeş olamazlar.

Şunuda unutmayalım ki: Her Müslüman Mü’min değildir. Her Mü’min Müslimdir.

Bunun delili Allah’ın (c.c.) şu ayetidir:

‘’Mü’minlere yardım etmek ise bizim üzerimize bir hak olmuştur’’   (Rûm Sûresi(30/ 47)

 Allah Teâlâ’nın buyurduğu gibi:

“Ey mü’minler), gevşemeyin, mahzun olmayın, Siz eğer (gerçekten) mü’min iseniz (düşmanlarınıza galip ve onlardan) çok üstünsünüzdür.’’  (Âl-i İmrân Sûresi(3/ 139)

Allah Teâlâ müminleri hor ve hakir durumda bırakmaz.

Bunun delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir:

” Mü’minlerin kalplerine, imanlarına iman katıp-arttırsınlar diye, ‘güven duygusu ve huzur’ indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır: Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.’‘(Fetih/4)

“Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü’minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir.” (Âl-i İmrân Sûresi (3/ 179)

’Ve muhakkak ki, Allah Teâlâ mü’minler ile beraberdir.’’ (Enfâl Sûresi (8) 19)

” Sizi hoşnut kılmak için Allah’a yemin ederler; oysa mü’min iseler, hoşnut kılınmaya Allah ve elçisi daha layıktır.” (Tevbe/62)

”Mü’minler gerçekten felah bulmuştur.’‘ ( Mü’minun /1)

Bazı insanlar ,dinini öğrenme gereklerini yapma konusunda çok ihmalkarlık içerisinde kalarak  Müslümanlık derecesinde kalıyorlar, Mü’minlik derecesine yükselemiyorlardır..

Allah’u Teala buyurdu ki:

‘’Şüphesiz ki bu nebatları bitirmekte (Allah’ın kudretine, merhamet ve nimetinin genişliğine delâlet eden) bir alâmet vardır. Bununla beraber onların çoğu mümin olmadılar(Şuarâ Sûresi (26/ 8)

 ‘‘Onlar, mü’minleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. ‘Kuvvet ve onuru (izzeti)’ onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, ‘bütün kuvvet ve onur,’ Allah’ındır.”     ( Nisa /139)

Doğrusu bunda, (onlara yaptığımız bu helâk işinde), kendilerinden sonra gelenler için büyük bir ibret var, öyle iken çoğu mümin olmadı. ” (Şuarâ Sûresi (26/ 190)

PEKİ MÜMİNLER KİMLERDİR?
Kur’an-ı Kerim Mü’minleri şöyle tarif ediyor:

 ‘’Onlar ~Tevbe edenler,

~İbâdet edenler,

~Hamd edenler,

~Oruç tutanlar,

~Rükû’ edenler,

~Secde edenler,

~İyiliği emr edenler,

~Kötülükten men’ edenler

~Ve Allah’ın hudûdunu (ona riâyet ederek) muhâfaza edenlerdir. O mü’minleri (Cennetle) müjdele!

(Tevbe Sûresi (9/ 112.)

 ” Mü’minler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir. O’nun ayetleri okunduğunda imanlarını arttırır ve yalnızca Rablerine tevekkül ederler.’‘      ( Enfal/2)

‘’Ey Peygamber! Allah sana da, sana tâbi olan mü’minlere de yeter!’(Enfâl / 64.)

 ‘’Sonunda biz, önceleri yaptığımız gibi Rasüllerimizi ve iman edenleri kurtarırız. Çünkü mü’minleri kurtarmak, üzerimize düşen bir borçtur.’’( Yunus / 103)

Bu ayetlerden şunlarıda anlamak herhalde mümkündür:

Cenabı Allah (c.c) zaferi galibiyeti, hâkimiyeti ve başarıyı  Mü’minlere vaat etmiştir, Müslümanlara değil.

Rabbimiz (c.c.) bize buyuruyor ki:

“(Ey Muhammed ümmeti! Dininiz sayesinde) siz, insanların iyiliği için çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. (çünkü) iyiliği emreder, kötülüğe engel olur ve Allah’a (hakkıyla) iman edersiniz.’  (Âl-i İmrân/110) Bu ayete görede :

Rabbimizin bu buyruğuna uymayan “Emr-ü bi’l ma’rûf nehyü an’il münkeri terk eden kişi ümmetin hayırlısı olmadığı anlaşılmaktadır.”

”Sen öğüt verip-hatırlat; çünkü gerçekten öğütle-hatırlatma, mü’minlere yarar sağlar.’     ( Zariyat /55)

 ”Kim kendisine ‘dosdoğru yol’ apaçık belli olduktan sonra, elçiye muhalefet ederse ve mü’minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!.”    ( Nisa/115)

Bakın İbrahim süresinde ,Allah’tan bağışlanma mü’minler için isteniyor.

Rabbimiz! Hesap kurulacağı gün beni, anamı, babamı ve MÜMİNLERİ BAĞIŞLA.”   (İbrâhîm/41)

Ey Rabbi-miz bu sohbetimizi  bizden kabul buyur; razı olacağın hal üzere yaşamayı bize nasip eyle. Kuşkusuz sen, her şeyi işiten ve her şeyi bilensin.”

Rabbimize ilk günde  verdiğimiz  söze sadık kalarak,  kamil bir iman ile iman eden Allah’ın belirlediği sınırları aşmayan MÜ’MİNLERDEN olabilmek duasıyla.   Hepinize Allah’tan rahmet, mağfiret ve hayırlı MÜ’MİNLER olabilmeyi niyaz ediyorum inşallah, Amin , Selam ve dualarımla.

‘’İlmin Sahibi Yüce Allah’a Hamdolsun’’.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı