
Günahı kadar cehennemde yanma Müslümanlar için bir istisna mıdır?
SORU: Günahkâr Müslümanlar olarak bizler Cehennemde biraz yanıp cennete girecek miyiz? Müslümanlara, iman edenlere böyle bir istisna var mı? Yoksa cehennem herkese ebedimidir?
CEVAP : Bu soru aynen 2001’ in mayıs sayısında Fatih Topçuoğlu tarafından, 2004’ün Mart sayısında da “Ahiret azabı sonsuz mudur?” şeklinde Kamil Cengiz tarafından sorulmuştu. İktibas Dergisinin arşivinden okuma imkanınız olursa oradan okumanızın faydalı olacağı kanaatini taşıyoruz. Özellikle “Ahiret azabı sonsuz mudur?” sorusuna geniş bir cevap vermiştik. Ancak bu imkana sahip olmayan kardeşlerimiz için sorunuza burada da kısaca cevap vermeye çalışacağız.
Allah kitabında İman edenlerin Cennete, inkar edenlerin, Müşriklerin ve Münafıkların da cehenneme gideceğini ve girenlerin de her iki mekanda da çıkmamak üzere kalacaklarını onlarca ayetinde açıklamıştır. Toplumun dilinde dolaşan “günahı kadar yanıp sonra cennete girme” anlayışı, Kur’ ani bir dayanaktan yoksundur. Çok kalın çizgilerle altı çizilerek belirtilen şey : İnananların cennete, inanmayanların da cehenneme gireceğidir. Müslümanlardan günahkar olanların ise iman edip Salih amel işledikleri ve tevbe ettikleri takdirde günahlarının bağışlanacağı, hatalarının örtüleceği ve kötülüklerinin iyiliklere tebdil edileceği müjdesi verilmektedir. Her halükarda Allah’a yönelmeyen, işlediği günahlara karşı tevbe etme tenezzülünde bulunmayan ve günahı kendini kuşatmış olanların ise Allah ile bir ilgisi olmadığından yerlerinin cehennem olacağı ilgili ayetlerde şöyle belirtilmiştir:
“İsrail oğulları: Sayılı birkaç gün müstesna, bize ateş dokunmayacaktır, dediler. De ki: Siz Allah katından bir söz mü aldınız -ki Allah sözünden caymaz-, yoksa Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” (2/80)
“Hayır! Kim bir kötülük eder de kötülüğü kendisini çepeçevre kuşatırsa işte o kimseler cehennemliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar.” (2/81)
“İman edip yararlı iş yapanlara gelince onlar da cennetliktirler. Onlar orada devamlı kalırlar.” (2/82)
Burada “kendisini kuşatan günah” kavramının ne olduğunu tanımlayacak olursak: Bu bir farzın terki, bir haramın işlenmesi gibi normal bir günah değildir. Sürekli işlediği günahlar onda ahlak haline gelmiş, halinden memnun ve geriye dönüşü düşünmeyecek kadar tabii hale dönüşmüş bir yaşamdır. Meşruiyetten uzak günahlarla kuşatılmış bir hayatın geri dönüşü yoktur.Aynen mafya için kullanılan:” Bu kapının girişi var ama çıkışı yoktur” sözünde olduğu gibi. Bu günaha bir kere bulaştın mı artık geri dönemezsin.Dönmek istesen de yaptıkların senin peşini bırakmaz. Hayatı kuşatan günah da böyledir. Sahibini geriye, temiz bir hayata döndürmez sürekli devamını ister. Artık onun için her yol meşru hale gelmiştir.
“Faiz yiyenler mahşerde ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, «Zaten alışveriş de faiz gibidir» demelerindendir. Oysa Allah alış verişi helal, faizi haram kıldı. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de faizcilikten geri durursa, geçmişi kendisinedir, onun işi Allah’a aittir. Kim faizciliğe dönerse, işte onlar cehennemliktir, onlar orada temelli kalacaklardır.” (2/275)
Burada Allah’ın haram kıldığını kabul etmeme düşüncesi imanı yok eden ve tüm yaşantısını kuşatan bir anlayış olması nedeniyle ebedi cehennemlik olmaktadır. İman edip salih amellerde bulunan fakat günahkar olan kimselerin bağışlanacağının ve cennetlere konulacağının müjdesi verilmektedir:
“İman edip iyi işler yapanların kötülüklerini elbette örteriz ve onlara, yaptıklarının daha güzeli ile karşılık veririz.”(29/7)
“Toplanma günü için, sizi bir araya getirdiği zaman, işte o gün, kimin aldandığının ortaya çıkacağı gündür; Allah’a kim inanmış ve yararlı iş işlemişse, Allah onun kötülüklerini örter, onun içinde temelli ve sonsuz kalacağı, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar; büyük kurtuluş işte budur.” (64/9)
Bile bile günahlarda ısrar etdenlerle Rabbimizin Müslümanlar diye tanımladığı kimseleri aynileştirmek oldukça zor gözükmektedir.
“O takvâ sahipleri ki, bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar; öfkelerini yutarlar ve insanları affederler. Allah da güzel davranışta bulunanları sever.
Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe-istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.
İşte onların mükâfatı, Rableri tarafından bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlerdir. Böyle amel edenlerin mükâfatı ne güzeldir!” (3/134-136)
“Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir. Onlar namazlarında huşu içindedirler. Boş şeylerden yüz çevirirler. Zekatlarını verirler. Irzlarını korurlar. Emanetleri yerine getirirler. Namazlarını muhafaza ederler. İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.” (23/1-11) İşte kısaca Kur’ anın ortaya koyduğu Müslüman fotoğrafı budur. Cennetlere varis olacaklar da bu vasıflara sahip olan kimseler olacaktır. Bu vasıfları taşımayan kalabalıklar sizi şaşırtmasın. “Onların çoğu ancak Allah’a şirk koşarak iman ederler.” (12/106) ayetini hatırlayın. Müşriklerin yeri ise asla cennet olmayacaktır.

