GenelYazarlardanYazılar

Bugün Kur’anı Anlama Gibi Bir Derdimiz Yok Görünüyor !

Değerli okurlarım sağlık sorunlarımdan dolayı yazılarıma ara vermek zorunda kaldım. Ama okumaya devam ettiğimden dayanamadım.

Günümüzde islam adını almış bizler hangi islamı yaşıyoruz. Hakikatten

Kur’anı okunması gerekliliğinde okuyup anlıyor muyuz , anlayıp kendimizi sorguluyor muyuz. Önümüze set çekmiş alim dediklerimiz ,yalan dolan hikaye, masal, hurafeler ,menkıbelerle dolu dolu bir hayatı yaşıyoruz ki,  öyle görünüyor.  Allah cc kulu resulü nebisi vasıtasıyla Kur’anla bize hayat ,yaşam düsturunu ,doğumdan ölüme kadar sonrasını da haberdar ediyor. Buna göre nasıl ,niçin yaşanması gerektiğini eksiksiz açıklamasına inanıp iman edip, ameli salihi ilmek ilmek hayatımıza işleyerek yaşamamız gerekmiyor mu , yoksa bu ikisinin arasını ayırıp öyle mi yaşıyoruz, kar ve zararını iyi hesaplıyor,  yönümüzü hak hakikat yoluna çeviriyor muyuz. Şimdi şu soruyu soralım , Nedir ikisi arasındaki durumumuz ?

Allah cc durumumuzun evveli,  ezelini ,geleceğini, sonun ne olacağına kadir olduğu bu günlere ihtar mealinde,  Asr suresini bir nevi kızarak, gazaba gelerek, teşpihde hata olmasın. Asra yemin  ediyor ( insanoğlu hüsrandadır)

Bugün insanlık ne halde , müslümanlar ziyanda, hüsranda değiller mi ,gayrimüslüm alemini bırakalım, müslümanların hali ne, hiç düşünüyormuyuz, neden böyle olunmuş. Asr suresine devam edelim ;  (İnanıp, iman edip ,ameli salih işleyenler)  sahi biz Müslümanlar, ameli salih işliyor ,ona göre hayatımızı yaşıyormuyuz (sabredip sabrı tavsiye edenler müstesna). Evvela bu ameli salihe, sonra neye sabredeceğiz ,buna bir açıklık getirelim . Ameli Salih denince,  Allah cc , neyi kasdediyor, biz Müslümanlar neyi, nasıl anladık ? İslamın beş şartı olan kelime-i şehadet, namaz, oruç, zekat,hac olanlarla mı tamam olunuyor. Maalesef bizlere asırlardır inandırmışlar,   bu beş şartı da yerine getirememekteyiz. Peki  Kur’anın emrettiği a’ dan z’ ye geri  kalanlar , birileri onları yumuşamaya, gevşetmeye nefislerinin yoluna uydurma yoluna gitmişler. Bu şekilde haşa Allah’ı devre dışı bırakıp göğe kaldırmışlar,  yeryüzü onlara kalmış , biz müslümanız diyenler de uyduk imama Allah’u Ekber,  eee!   hadi hayırlısı demeye devam ettik,  ediyoruz….  Nerde hayırlısı , Allah cc hayırı da şerri de verdi,  orta yerde duruyor,  alacaklar nerde onlar beklemede,  Alim ermiş,  evliya , şeyh şiğ, mehdi beklemede…  İradeyi cüziye kimin elinde , aaa! oda ne , der gibi , gibilerle dolu. Peki ameli salih ne? Allah cc Kur’anda emrettiği a’dan z’ ye,  kısaca sayacak olursak,  hak , hukuk, iktisadi ilimler, sanatsal idareyi ilimler , sevki idare , aile düzeni ,nikâh ,miras, işçi işveren hakkı , hayvanların hakkı ,doğanın ,suyun, yeşili korumanın hakkı, konu komşu ,ana baba, kardeş hakkı, yani Allah cc razı olduğu herbşey ameli salih. Şimdi elimizi vicdanımıza koyup,  kendimize soralım, bu yukarıda ANLATILANLAR , biz müslümanız diyenlerde var mı veya ne kadar var?

Gelelim sabıra ;  yukarıda ANLATILANLARI,  canıyla , malıyla, akıl gücü imkanı ile mücadele edip, başına gelen güçlüklere sabrederek , ameli salih işlenmiş olunacaktır. Şimdi  ameli salihliler nerde,  Kur’an gözlüğünle herşey nefislere göre ayarlanmış , ayan beyan görülüyor,  kimin eli kimin cebinde.

Sabır denilince , ona da biraz açıklık getirelim,  şunu gayet iyi anlıyoruz, elbette ki sabır,  iyi güzel bir haslettir,  haslettir de bunu nasıl , nerelerde kullanacağız,  afyon yedirilmiş yılanlar gibi , durduğumuz yerde mi duracağız,  Allah cc hak, hukuk, ahlakı korumak için biz Müslümanlara bir görev verdi , Musa peygambere verdiği gibi,  firavuna gönderiyor, korkmadan çekinmeden Allah’a davet edip, hak hakikati anlat. Biz müslümanlar da aklımızın erdiği kadar, Kur’an’ dan anladığımız ilmimizle ,gücümüzün elverdiği kadarıyla,  korkmadan çekinmeden,  anlatmamız lazım. Bu yol elbette tehlikelerle dolu , geri tepmeler olacaktır,  işte bu gibi durumlarda şiddete baş vurmadan, tehlikeli durumlara düşmemek için,  Allah’ın yardımını dileyip , sabır etmek lazım. Elbetteki  güçlük durumunda ki durumlara bağlı olarak, sabır en hayırlısı olacaktır yeter ki Kur’an içerikli gözlükle bakalım. Yok öyle bir yanağına atılan tokada sabredip , öteki yanağını çevirmek  , bana dokunmayan yılan bin yaşasın , bu tavır müslümanım diyenlere asla yakışmaz.

Ben bugünkü durumuzun,  deyimi yerindeyse,  dananın kuyruğunun koptuğunu, Peygamber efendimizin ahirete irtihalinden sonra,  Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ömer’den sonra yavaş yavaş deforme edilerek bugünlere gelindiğine ihtimal veriyorum.

Çok detayına girmeden kısa kısa değinmek istiyorum;  Kur’an’ın anlaşılmasında öncü olan öğreticiler, yavaş yavaş ortadan kalktılar, öldüler bazıları öldürüldüler. Hazır olan islam devletinin öncüleri kalmayınca da Kur’an ayetlerine yeni yeni manalar , açıklamalar yer kaydırmaları ,öyle değil böyleler, tevsirlere ihtiyaç duyulmuş , bu çalışmalarla istediklerini nefislerine, çıkarlarına , makam ve mevkilerine ayarlama çalışmalarını sürdürmüşler, hala da sürdürmekteler,  kendilerine göre de  maalesef çok çok güzel sonuç almışlar. Şöyle de bir yol izlemişler ; kutsallaştırma,  Peygamber efendimizin adına uydurma hadislerle başlamışlar , ciltler dolusu kitablar,  onun hırkası, sakalı , tükürüğüç  daha bilmem neleriç  doğum mevlüdü , miraç olayları, kandiller , icatlarıyla , vesairelerle Peygamberimizi kutsallaştımışlar, ön plana almışlar,  Kur’an’ı ikinci planda bırakarak,  mana ve ehemmiyetine sekte vurma çalışmalarına girmişler.

Bunun için malzeme de boldu,  suçu birilerin üzerine yükleyeceklerdi ve yüklediler de.  Bir örnek,  Ebu Leheb Peygamber efendimize düşman olanlardan biri hanımı da onun yardımcısı , Allah cc  onları misal vererek biz inananların gerçekleri nasıl yaşamalarına ışık tutuyor, Peygamber efendimizden sonrasında dünyalık ,sultanlık , üstünlük peşinde koşanlar da kendilerine yardımcı bulmakta zorluk çekmediler , onlar Peygamber efendimizin kutsallığını ilk sıraya koymuşlar , sakalın uzunluğu ,kısalığı ,fes, sarık , sarığın başa nekadar sarılması ,kaç kat olması, şu kadar yasin, şu kadar Kur’an’ın şu sureleri, önemli değil ,manasını bilmediğin Kur’an ayetlerine Allah cc,  bire yediyüz sevap yazacağına inandırılan , yeni çağ müslümanları , gücü iktidarı elinde tutan Kur’an tevsircilerinin sayesinde Kur’an’ın iktisadi içtimai,  adalet, hukuk gibi emirleri Allah cc’ dan alınmış sultalara , sultanlara verilme fetvaları , ulul emre uyma uydurmaları, telkinleri ile yola devam , bu yolla ne Ebu Lehebler doğmuş , adeta heryeri tutmuşlar, bunları görmeyen (Onların gözleri vardır görmezler,  kulakları vardır duymazlar) olmuştur.

Sonra bir suçlu daha şeytan,  bütün suç onda,  o vesvese veriyor , hak yoldan  çıkartıyor , yoldan çıkanların hiç suçları yokturrr ! Öyle mi ?

Rabbimizin şeytanla arasındaki ilahi cevap neydi (sen benim ,bana inanıp iman etmiş kullarıma etki edemez , onları hak yoldan çıkartamazsın).  Şimdi ne oldu,  şeytan müslümanım diyenlerin elinden, kolundan mı tutup da yoldan çıkartıyor, yoldan çıkanların hiç suçları yok öyle mi. Onların bir çok piyangoları var, Şefaatcıları ,ermiş evliyaları,  onların anlayış manalarına göre şeyhleri,  şıhları var , Kur’an’da Felak ve Nas surelerini,  şeytana ,cinlere hasletmişler, büyücülere kabahat yüklenmiş , olurmular acabalarla , ben müslümanım diyenlerin kafa karışıklığına sebep olmuşlar,  vee bugün neyin doğru , neyin yanlış batıl olduğu , kavranılamaz hale gelinmiş ve içinden çıkılmayacak,  önünü göremiyecek kadar,  bir sözüm ona müslüman topluluğu , onlar masum,  onlar suçsuz,  suç yine başkalarında…  bu şekilde yaşanan yaşam,  Allah cc islamının içi,  özü alınmış geri iskeleti kalmış , ve veede bugünkü halimiz….Maşallah namazda kılıyoruz , oruçta tutuyoruz, hele müslümancıklarımızın ramazanları bir başka oluyor , dünyada birçok açlığın ,kıtlığın ,çaresizliğin olduğu göz önündeyken,  masaların dolu dolu olduğu ,reklamlar, fitre sadaka zekat ta veriliyor , en az hesaplayarak , o cami senin,  bu cami benim türbeler, yatırlar ,mezarlık ziyaretleri,  internetten hatim, yasin ısmarlamalar, teravihler ,tesbih namazları ,hırkayı şerif sakalı şerif öpme , tesbih çekmeler  , zikirmatik , dık dık,  ya ya , bir de Kadir gecesini yakaladık mı , arınıldı tertemiz sermaye tamam,  güle güle RAMAZAN,  seneye ya kısmet .  Ne yazık ki acınacak halimiz , bir de o kadar gülünecek halimiz , akıl sahiplerine duyurulur.

Burada Maun süresinin son ayetini vererek yazıma devam edeyim,  bugünkü yaşanan islamın ne hale geldiğine ışık tutması bakımından.( Dini (hesap gününü) yalanlayanı gördünmü, o yetimi iten kakantır ,yoksulu doyurmaya teşfik etmez ,yazıklar olsun namaz kılanlara (ibadet ettiğini sananlara) onlar gösteriş yapanlardır , en ufak bir yardıma ( bile) engel olurlar.Maun su.ay.107)

Yukarıdan beri bir çok açıklamalarda var olan yaşamları anlatmaya çalışıyorum,  şimdi bir sağımıza solumuza bakalım,  hacısına hocasına, islam diye yaşayanlara  veya yaşamayanlara , Maun suresinde anlatılan hasletler, yaşamlar  bizlerin içinde cirit atmıyor mu , Kur’an gözlüğünden bakmaya gayret edersek daha iyi anlayabileceğimizin kanısındayım. Şunu da söylemem lâzım  , birçoklarımız pekala çok şeyleri anlıyor , farkındalar ama vurdum duymazlıklarına devam ediyorlar , bekliyorlar , hele mehdi bir gelsin o dünyayı düzeltecek.

Kur’an ellerinde ama diline göre manasını bilmeden  okumayla,  sevabı kitabı aynı minval üzere,  ölülerin ruhuna okunacak ,rahmet gönderilecek bir  inanç , ruh nerde , nasıl gidiyor,  rahmet nasıl oluyor, rahmet hak edilmiş mi hiç önemli değil , adet gelenek olmazsa olmaz , müslümancıklarımız bunlarla meşgul ne kadar himmet o kadar cennete gönderme seansları.

Ben birazda esas meselemize geleyim , yukarılarda şuna dikkat çekmiştim

(Anlayışlar istilahlar ve kavillerle değiştirildi,  anlamlar olumsuzluk ifade kelimeler olmuş , olumlular olumsuz oldular, zamirler alakası olmayan isimlere bağlandı ve başka başka manalara götürüldü) , (Bu deyim yazar İsmail Kazdal’a aittir) Buna bağlı birçok değişiklilerle,  arı duru islamı bugünkü hale getirmişler . Tarihi,  bozulma Emevi,  Abbasi ve sonrası Sultanlıklar,  Padişahlıklar,  günümüze kadar gelmiştir,  kerametli insan tipleri takdim etmişler,  ermişler, evliyalar Kur’an ‘da geçen birçok terimleri manalara uydurmalar, kaydırmalar yaparak bu yolla müslümanım diyenlerin akıllarının önüne set çekmiş, düşünce melekelerini kapatmış, dünyanın maddiyatına , maddi çıkarlarına tapar hale gelmişlerdir,  işte bugünkü halimiz…

Müslüman kişiler diyorlar,  benim kalbim temiz,  nasıl temizse!   Benim kimseye zararım yok, ben kendi halimdeyim, kimsenin ne etlisine ne sütlüsüne karışmam. Ey müslümanım diyen kişi ,kişiler,  sizin zararınız zaten kendinize,  varlığınız ne işe yarıyor ki,  bu şekilde örnek olmanız topluma zarar, ziyan,  kayıp  , sizler ne anlatıyorsunuz. Müslümanım diyenlerin menfaatlarine , çıkarlarına zarar verecek kanunsuzluklara ,ahlaksızlıklara, çalan çırpanlara, vurup kıranlara daha neler nelere,  çıtlarını çıkartmıyorlar. İşte sistemin istediği ideal müslüman,  tertemiz saf zararsız !  Kafir alemindekiler de atı alan Üsküdar’ı geçti , hala geçmekte,  tur üstüne tur atmaktalar.  Almanın turisti ,Türkiyedeki bol bol ,boşu boşuna akan dereleri gördüğü zaman ,bu sular böyle akar siz de boşu boşuna bakar dediği gibi,  müslümanım diyenler de deyim yerindeyse,  öküzün trene baktığı gibi bakarlar. Ee,  baksınlar zararsızlar,  bakmaya devam etsinler… Kafirler de topu, tankı, uçağı, bombasıyla kıyım yapsınlar. Bu da geçmişten beri gelen geçmişimize kör bakanların körlüklerinden  kaynaklanmaktadır. Şunları da ilave ederek yazıma son vermek istiyorum .

Bu yazımdaki  bilgi ve birikimimi,  Peygamber efendimizin zamanından günümüze kadar olan zaman dilimini okuyup ,araştırıp,  Kur’an süzgecinden geçirerek kaleme almaktayım,  mesela ( UYDURULAN DİN VE KUR’AN’ DAKİ DİN)  ,  (TEVSİRDE İSRAİLİYYAT) , (ALLAH’A ÖĞRETİLEN DİN) Kitaplarından çok yararlandım.Bu arada iktibas ve iktibas çizgisinin hakkını da vermeyi de bir borç biliyorum. Bunu diyorum ki , Kitabımız Kur’an’ı dilimize göre okuyup, anlayıp, anladığımızla net bilgi sahibi olmamız ,okuduğumuzu mukayese ederek , neden ve niçinlerini, bugünlere nasıl gelindiğinin bilgisini bilmek, bir çok olaylara ,yaşananlara Kur’an gözlüğünden bakarak bulmamız gerekmektedir. Mahşerde suçlu bulma beyanında bulunmak , bizlere asla fayda vermeyeceği idrakine varmamız lazım. Deve kuşu gibi kafalarımızı kuma sokarak vurdum duymazlığımız,  adeta kendimizi cahilliğe mahkum ettiğimiz gün,  bizlerin ne hallere geldiğimizi görüp ,suçu başkalarında değil kendimizde olduğunu iş işten geçmeden anlayıp, kendimizi ,çocuklarımızı, torunlarımızı düşünmemiz bu şekilde Kur’an’ a göre yaşamlarımızı uydurmamız,  acilen yönümüzü , yaşam  biçimlerimizi değiştirmemiz gerekmektedir.

Bu yazımda yazdığım olumsuzluklar elbette sahiplerinedir çok şükür ki azınlıkta olsa şuurlu mümin , iman kardeşlerimiz vardır , Elhamdülillah ,

Kur’an ‘a göre yaşamı benimseyenlere selam olsun.

Selâm ve Dua ile

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir