GenelYazarlardanYazılar

Deist Nesil Yönelişinde Sanal Dünyanın Rolü

“Bir öğlen sonu Mekke’ye vardım. Sürpriz bir şekilde her taraf çöllerle kaplıydı. Karşılama merkezinde bana bir çanta verdiler. Çantanın içinde hac için ihtiyaç duyacağım her şey vardı. Başörtümü ve ihramımı giydim. Kâbe’ye doğru yol aldım. Geceyi orada geçirdim. Sabah olunca Arafat dağını seyrederek uyandım. Haccımı tamamladıktan sonra başka bir hacı ile karşılaştım. Onunla hava durumu ve hac hakkında konuştuk. Sonra oradan ayrıldım. Bütün bunlar yarım saat içinde ve odamdan ayrılmadan gerçekleşmişti…”

Sanal dünyada hac tecrübesi yaşayanlar aşağı yukarı bu ifadelerle aktarmakta deneyimlerini. Milyonlarca kullanıcısı olan internet siteleri sanal bir dünya ve buralarda artık alışveriş, eğitim, eğlence ve gezilerin yanı sıra dini aktiviteler de sanal olarak deneyimlenebilmekte. Bu sitelerde birçok cami, kilise, havra ve diğer dinlere ait mabetler bulunmakta ve bunların çoğu gerçek dünyadaki ibadethanelerin birebir kopyası. Kâbe’nin yanı sıra birçok büyük camide sitede yer almakta ve bu siteler dini eğitim vermek amacıyla da kullanılmakta.

Böylesine güzel tecrübeler yaşatan internet sitelerinin olması bizleri geleceğe umutla bakmaya zorlarken diğer taraftan islamofobik çalışma ve programların çokluğu da bir o kadar umutlarımızı kırmakta.

Yüzeysel bir araştırma gençlerimizin deizme yöneliş nedenlerinden birinin belki de en önemlisinin son yarım yüzyılda dünyamıza giren ve dönüştürücü etkisinden ötürü önemli bir yaşam şekillendiricisi kabul edilen interaktif oyun ve bilgi kaynakları olduğunu teyit etmekte.

Yeni nesiller bizlerin çocukluk ve gençliklerinden farklı olarak zamanlarının çoğunu bilgisayar başında geçiriyor ve bu da onları asosyal birer kişiliğe dönüştürüyor. Ve bizler maalesef bu alanda bilgi birikimine sahip olmadığımızdan onları kontrol edemiyor, bu yeni yaşam tarzında onlara rehberlik edemiyoruz. Bu yüzden çoğu kez tehdidin boyutlarını da tahmin edemiyor, korumasız bıraktığımız nesillerin zihinlerine bu oyunlar ve filmlerle İslam düşmanlığının zerk edildiğini göremiyoruz.

Dünya genelinde milyonlarca çocuk ve genç, oynadığı bilgisayar oyunlarında, çizgi filmlerde ve diğer medya gruplarında ara karakterlere gizlenmiş art niyetli temalarla adeta gizli bir el vasıtası ile programlı bir şekilde dönüştürülerek kendi değer ve kültürüne yabancılaştırılmakta, düşmanlaştırılmakta, umursamazlaştırılmakta…

***

Geçmişte bilgisayarın henüz dünyamıza girmediği zamanlarda satranç ve dama gibi oyunlar binlerce yıldan süzüle gelen mantık oyunları idi ve hemen herkesin zaman geçirme ve zekâ geliştirme eğlencesi idi.

Ancak bilgisayar teknolojisi hayatımıza girdiği andan itibaren her şeyin ötesinde vazgeçilmez bir parçamız haline geldi. Özellikle cep telefonlarının çıkışı her an elimizde tablet ve akıllı telefonlarla gezinen birer zombiye dönüştürdü bizleri. Ve tüm dünya insanlarının bu yeni teknolojiye olan ilgisi kısa sürede bu sektörü dev bir pazara dönüştürdü.

Sinema sektörünün geçmişten bugüne az sayıda seyirciye hitap edebilmesi karşısında tv programları ve bilgisayar oyunlarının çok büyük kitlelere ulaşabilmesi bu sektörü çok daha önemli hale getirdi. Bugün internetin yaygınlaşması sayesinde sanal mecralar da farklı bir düzleme taşınarak sosyalleşmenin boyutu değişti. Pek çok insan artık hayal bile edemeyecekleri mekânlarda, tahmin edemeyecekleri sayıda kişiyle birlikte “gerçek gibi” savaşların içinde yer alıyor, hayatta kalması için gerekli olan “güç” ve “şiddet” dürtüsünü bu oyunlarla tatmin ediyor, savaşıyor, mücadele veriyor ve sonra sıradan hayatına devam ediyor. Sanal oyunlar bize hiç yaşayamayacağımız deneyimleri, üstüne hiçbir bedel ödememizi gerektirmeyecek biçimlerde yaşatıyor. Bu nedenle bu oyunlar, insani dürtülere hitap ederek dünya çapında büyük rağbet görüyor, dolayısıyla büyük bir pazara dönüşüyor.

Ve bugün artık savaş çoğu zaman cephelerde göğüs göğüse çatışmalardan ziyade sanal dünyada yapılan taarruzlarla, algı operasyonları ile gerçekleşiyor. Bu ortamlar sayesinde Müslümanlara karşı düşmanlık beslemek, onları dışlamak ve hatta yok etmeye çalışmak meşru bir zemine oturuyor.

İlk bakışta anlaşılmayan gizli içeriklerle İslam düşmanlığı yapan bu oyunlar, kullanıcıların algısını yönlendirerek İslamiyet’i değersiz bir din olarak gösteriyor. Özellikle savaş oyunlarında düşman karakterinin uzaylılar, devler ve yaratıklardan sonra Müslüman karakterlere geçişi küresel güçler için kullanışlı bir dönüşümü ve yükselen bir savaş cephesini şekillendiriyor.

Çoğumuz 11 Eylül 2001 İkiz Kuleler saldırısı beraberinde batının terör listesinin başına İslam etiketini yazdığına inansa da aslında bu savaş yüzyıllardır siyasal ve kültürel düzlemde zaten devam ediyor. Yani hak batıl savaşı yeni değil; asırlardır devam eden bir süreç. Bu savaşın zeminini bugüne kadar güçler dengesi belirledi ve batı artık yeni bilişim teknolojileri ile İslam dünyasına kıyasla çok daha güçlü. Bugün yaşadıklarımız bu gücün bir kısmının sanal dünyaya yansıması sadece.

***

Araştırmalar bilgisayar oyunlarında İslam düşmanlığı alanındaki ilk çalışmayı 1980’ li yıllara kadar götürmekte. Pac-Man isimli bir labirent içinde geçen oyunda amaç, hayalet ve canavarlardan kaçarak diskleri toplamaktı ve oyunun bir versiyonunda oyuncuyu kovalayan hayaletler çarşaflı Müslüman kadınlar olarak tasvir ediliyordu.

Sonraki yıllarda piyasaya sürülen birçok oyunda Müslüman kimlikler aşağılanırken ve birer terörist olarak gösterilirken batılı değerler yüceltiliyor, kahramanlaştırılıyor, birçok oyunda ABD üniformalı komandolar teröristleri öldürürken teröristler “Allah-u Ekber” ve “Le ilahe illallah” diye bağırtılıyordu. Diğer bazı oyunlarda ana karakter ezan okunurken bir Müslüman’ı öldürüp silahını alabilirse aşağıda namaz kılanlara ateş açabilmekte idi.

Son dönem çoğu oyunda Müslüman karakterler canlı bomba saldırıları, sabotajlar ve suikastlar yapan intihar eylemcileri olarak gösterilirken; bir başka oyunda kötülüğün ve şeytani yaratıkların bulunduğu bölgeye girişin kapısında Kâbenin örtüsündeki işlemeler kullanılıyordu. Batılı bayrak amblemleri taşıyan uçaklar camileri vurarak yok ediyor, minareler parçalanıyor ve yolda gördüğünüz tüm sakallı ve sarıklı erkeklerle çarşaflı kadınları öldürmeniz isteniyordu…

İçerikleri sadece İslam düşmanlığı olan bu oyunların çokluğu düşmanın ne kadar kararlı olduğunu gösteriyor. Oyunları oynayanların çoğunluğunun çocuk ve henüz zihinsel ve kişisel gelişimini tamamlayamamış gençler olduğu düşünülürse bunun ne büyük bir facia olduğu iyi anlaşılabilmekte.

***

Son dönem uluslararası tarafsız araştırmalar Avrupa ve Amerika’da Müslüman imajının tüm basın medya sinema filmi ve bilgisayar oyunlarında Müslümanların ötekileştirildiğini, terörist, barbar, vahşi erkekler ve kadınlar olarak sunulduğunu göstermekte. Şüphesiz bu siyaset İslam dünyasını hayatın dışında göstererek batının üstünlük söylemini desteklemekte.

Özellikle son yıllarda yükselişe geçen İslam düşmanlığı bilinçli karalama haberler ile medya kanallarından empoze edilirken; bilgisayar ortamında, sinema filmlerinde, oyunlarda, çizgi filmlerde velhasıl her yerde karşımıza çıkıyor. Çizgi filmler ve animasyonlarla, çocukların kimliklerini yeni keşfettikleri 4-10 yaş arasından itibaren belirli rol mesajlar ileterek şekillendiriyor, denetim alanı oluşturuyorlar. Bilgisayar oyunları her ne kadar bir oyundan ibaretmiş gibi gözükse de içerisine gizlenmiş sublimenal mesajlar çocukların beynine bir şekilde aktarılıyor, kaydediliyor. Yanı sıra medyada saçma sapan başlık ve haber içerikleri hurafeler kerametler ve batıl inançlar havada uçuşarak genç zihinler şok dalgalarla doğru düşünemeyen, analiz yapamayan, gerçeğe ulaşamayan birer şaşkına dönüştürülüyor. “Kendi ölümünü bilen madenciden korkunç 3. Dünya Savaşı kehaneti… Güney Afrikada genç kadını pişirip yediler.. “ gibi…

Tüm bu bilinçaltı mesajları ve haber bombardımanları zaten yeni şekillenen genç beyinler için sersemletici, kafa karıştırıcı, inanmakla inanmamak arasına sıkışan, hiçbir şeye inanmayan güvenmeyen, ebeveynlerini hesaba almayan kendi başına buyruk inançsız nesiller doğuruyor.

Sessiz davransınlar ve ortalıkta dolaşmasınlar diyerek içeriğinin ne olduğunu bilmediğimiz büyülü yunan tanrılarının masalları ile büyüyen nesillerden İslami geleneğe sahip çıkacak bir kuşak beklentisi zaten olacak şey değil.

***

Yazar Kevin Robins Ayrıntı yayınlarından çıkan IMAJ isimli çalışmasında şunları sorguluyor: “…Varsayın ki bir oyunun içindesiniz ve oyun boyunca bir sürü insanı öldürüyor, önünüze insan, hayvan ne çıkarsa eziyor, şehirleri bombalıyor, ormanları yakıyor, milyonlarca kuş vuruyor, kumar oynuyor, girilmeyecek yerlere giriyor, cinsel oyunlar oynuyorsunuz.  Bu esnada birisi sorsa: “Neden bu insanları öldürüyorsun, Allah’a nasıl hesap vereceksin? Senin hiç ahlakın, vicdanın yok mu?” diye. Bu soru karşısında sanırım cevap; ”Bu bir oyun. Ahlakla, dinle ne alakası var?” gibi bir şey olurdu.  Oysa saatlerce sanal dünyanın içinde kalıp dışarı çıkanlar, sanalda edindikleri Tanrısız ahlaksız erdemsiz bedelsiz düşünme ve hareket etme alışkanlığını gerçek dünyaya da taşırlar. Yani İmaj dünyası gerçek dünyayı da işgal eder ve bizim tanrıcılık oynamamıza imkân verir. Sonuçları ile yüzleşmeden kahraman olmanın mümkün olduğu, ahlak dışı bir dünyadır bu. Bu nokta, üzerine bomba atarak öldürdüğü insanları kameradan seyrederken, kurbandan uzakta olmanın psikolojik rahatlık sağladığı bir noktadır. Çünkü gördüklerimizle yaşayabilmemiz için duyarlılıklarımızın dondurulması gerekmektedir. İnsanlar her gün TV’den dört beş kez kendi belleğinin, vicdanın ve tahayyülünün sesine nasıl kulak tıkayacağı konusunda dersler alır. Normal hayatta sadistlik sayılan eylemler, bilgisayar ve TV başında bizleri masum bir röntgenciye dönüştürür. Bu durumda gerçekte ne söylenildiği de duyulmaz. İmajlardan başka bir şey yoktur…”

***

Sanal teknolojilerin bizi içine çağırdığı cennette sonsuza kadar kalmak mümkün değil…

Oyun bittiğinde gerçeklik dışarıda, kapının hemen ardında tüm memnuniyetsizliği ile bizi beklemekte…

Ve artık böylesi sanal bir dünyada gözlerimize güvenemeyiz. Onları da aldatmanın yolunu buldular…

Kalbimizi kılavuz edinmeliyiz…

Selam ve dua ile…

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir