GenelYazarlardanYazılar

Şimdi Söz Kur’an’ın (!)

Yıllardan beridir, televizyon kanallarında Kuran’a söz hakkı verdiklerini söyleyenlerin klişe ifadesi “ŞİMDİ SÖZ KUR’AN’IN (!)

Sözün Kur’an’ın olması, ona hayatın her alanında söz hakkı verilmesi şeklinde anlaşılıp anlatılmış olsa idi, acaba bu klişe söz ve o programın yapıcıları görevlileri böyle bir söze “ ŞİMDİ SÖZ KUR’AN’IN (!) diyebilirler miydi?

Kur’an’a söz ve hayat hakkı verilmeyen sosyal siyasal hukuki düzlemde yok sayılan “Kuran vahyinin yasaklılar listesinde olduğu gerçeği ile hakiki anlamda yüzleşebilmiş olsalar bu sözü
“ŞİMDİ SÖZ KUR’AN’IN (!)diyebilirler miydi?

Doğru olmadığını anlayabilmek için vasat bir aklın olması yeterliyken, aslında söz Kur’an’ın değil söz laik kuralların yetiştirdiği hoca / hafızın denebilmesi daha şık düşmez miydi?

Nefislerindeki kötü şeyleri (özelde düşünsel anlamda) genelde tüm hareketlerin alt yapısının vahiyden kopuk tamamı ile folklorik oluşumlardan alan birikimler yerine.

“Söz, vahiy olması gerektiği halde, buna bağlı salihat/salih ameller, insanı inşa etmeliyken, dinden azatlanmış, soğutulmuş, uzaklaştırılmış, bir anlamda irtidat ettirilmiş bir topluma ninni seansları

“ ŞİMDİ SÖZ KUR’AN’IN (!) ifadesi ile uyuşturulmaya devam etmektedir.

Hâlbuki, Allah ;

Nisa/4:82 Kuran’ı incelemiyorlar mı? Sorgusunu Kuranla uyutanlara soruyor.

Ahiret inancından kopuk düşünerek yaşayanların sarsılması gerektiğini

“Enam/6:19 : “Kimin tanıklığı büyüktür?” De ki: “Benimle sizin aranızda Allah tanıktır. Sizi ve ulaştığı herkesi uyarmak için bana bu Kuran verildi. Allah’tan başka tanrı olduğuna mı tanıklık ediyorsunuz?” “Ben böyle tanıklık etmem,” de ve ardından şunu da söyle: “O bir tek tanrı, ben sizin ortak koştuğunuz şeyden uzağım.”

Nefislerini İlah(tanrı/rab edinenlerin şiddetle etkilenmesi gereken bu ve benzer ayetlere rağmen, “ Şimdi söz Kur’an’ın mı diye soracak kendisinden emin ,İman akdini ,akidleşmesini vahiyle oluşturmamış insanların varlığı söz konusu olduğu halde “söz nasıl olur da / oluyor da “Söz Kur’an’ın olabiliyor.

Sahte yanılsamalar hakikatin üzerini örten ritüelleşmiş folklorik din algısı üreterek insanların ömürlerinin heba olmasına sebep olmaktadır.

Rabbimiz kullarına ikazı devam ediyorken,

”Enam/6:51 Rab’lerinin huzuruna çıkacaklarının heyecanıyla dolanları onunla (Kuran’la) uyar: O’ndan başka bir sahipleri ve şefaatçileri (aracıları) yok. Belki korunurlar.

Heyecansız donuk anlam kaymalarının had safhaya ulaştığı sosyal dokunun düküm düküm olduğu zaman diliminde, Allah yeniden heyecanlanmamıza çağrıda bulunmaktadır. Korunmanın, sakınmanın tetikte olmanın, koruyucu kalkanını kuşanmamızı isteyerek.

Yeniden düşünmeye çalışalım. Sözü Kur’an’a vermek, Allah’tan gayrıyı reddedip “ yalnız ona ittiba ederek, yalnız onun kitabını / hitabını çağrısını öncelemekten geçmiyor mu?

Araf/7:204 Kuran okunduğu zaman, onu dinleyip kulak verin ki merhamet edilesiniz.

Kuran okunmuyor. Anlamından haberimiz yok. İçeriğine dair bilgi, onu hayatında yaşayarak örnek olmuş Resul ile bağlantısız, dinliyor gibi gibi yapıyoruz.

Aslında dinlemek anlamayı, anlamak yaşamayı, yaşamak hayatın tüm katmanlarına vahyin sirayet etmesini, tesiri altına almasını, ondan gayrı hiç bir düşüncenin etkilemesine fırsat vermeden yaşamayı gerekli kılmalıdır.
Değilse ne dinliyoruz ne anlıyoruz ne kulak veriyoruz ne dikkat ediyoruz.

Şimdi şu soruya cevap verelim.

“Merhamet bekleyebilir miyiz?

Onu hesaba katmamışız! Ona değer vermemişiz. Onu ilklerimize dâhil etmemişiz.

Onu sadece kutsal metinler olarak görmüş, sözde saygıda kusur etmemek için elimizi dahi sürmemiş, ona zarar verebilme ihtimali ile( ya yanlış anlarsak diye ) okumaktan kaçınmış halde ömür tüketip huzura çıktığımızda beratımız söz konusu edilebilir mi?

Merhameti hak etmeden, merhamet bekleyebilir miyiz?

Hayatımız da “ Söz Nefislerimizin olduğu halde nasıl olur da “ Söz Kur’an’ın diyebiliriz?

Cürmümüz merhamet edilmeyecek kadar ağırken! Kendimizi kandırmaya ne kadar devam edeceğiz?

Evet. Söz, Kur’an’ın ise;

Sosyal siyasal iktisadı hukuki cezai kazai itikadi ameli alanlarda, Vahyin hâkim hükümran olduğu söz konusu ise ,
o vakit “ SÖZ KUR’AN’INDIR. Diyebiliriz.

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir