GenelMektuplara Cevap

Neden tefsire ihtiyaç duyuluyor?

SORU: Son olarak Kur’an’ın tefsirinden ne anlamalıyız. Kur’an kapalı, anlaşılmaz bir kitap mıdır ki onun açıklanmasına gerek duyuluyor. Yeterince açık değil mi? Bunu açıklar mısınız?

CEVAP: Elbette Kur’an açık ve anlaşılır bir kitaptır. Allah kitabını böyle takdim ediyor. “Ta Sin. Bunlar Kur’an’ın apaçık ayetleridir.”(27/1, 28/2, 41/3, 26/2) “Apaçık kitaba andolsun ki, biz onu düşünüp anlamanız için Arapça bir kitap olarak indirdik”(43/2-3, 24/1). Bunlarla birlik te daha onlarca ayette Allah Kur’an’ın açık, anlaşılır ve Arapça bir kitap olduğunu bildirmektedir. Ancak şunu takdir edersiniz ki Kur’an herkes için her dönemde aynı doğruları aynı şekilde ifade ederken insanlar da değişmeyen şahıslar değildir. Her kuşakla birlikte toplumu kucak layan birçok şey değiştiği gibi, dil ve buna bağlı olarak birçok şey de değişmektedir. Bu değişimi insan ve dil açısından ele almanın doğru olacağını sanıyoruz.

Vahyin ortamını günümüze taşıma açısından, o gün cereyan eden olayları ve o olaylarla ayetlerin ilişkisini, dil özelliklerini ve benzeri unsurları bilmeye her dönem insanının ihtiyacı vardır. Bunları bir bütün halinde toparlayarak kuşaklara aktaran bir şeye ihtiyaç duyulmaktadır. İşte tefsiri do ğuran sebep budur.

Tefsirin kelime anlamı, doktorun hastalığı teşhis etmek için hastadan alınan az miktardaki (biyopsi için alınan örnek gibi) baktığı suya Arap, el-fesru’ demektedir. Bu kelime “fe-se-re” kö künden gelmektedir. Doktor hastalığı teşhis için bu suya bakıp tetkik ederek hastalığın sebebini bulur. Fesere bundan başka şu anlamlara da gelmektedir. Be yan etmek, keşfetmek, açıklamak, üzeri kapalı bir şeyi açmak. Bu kelime tefsir ıstılahında “garip ve müşkül olan lafızlar dan kastedilen şeyi keşfetmektir” diye tanımlanmaktadır. Müfessirin yaptığı, konuyla ilgili delilleri toplayarak kastın doğru anlaşılmasına yardımcı olmaktır. Kur’an açık ve anlaşılır olmakla birlikte bahsedilen konuların hepsinin her insan tarafından aynı derecede bilinmesinin zorluğu muhakkaktır. Herkes her konunun mütehassısı değildir. Konuyla ilgili mütehassısların görüşlerinden istifade ederek Kur’an’ın garip (yabancı) ve müşkül (birbiriyle çelişkili gibi görünen) lafızlarının (kelimelerin) anlaşılmasına gayret sarf etmektir. Bir bilenden her zaman bir fazla bilen vardır. İşte onu da alıp bildiklerimize eklemek için çalışmalıyız. Bunun için bu tür çalışmalara da ihtiyaç vardır. Umuyoruz ki çalışanlar da bunun için çalışsınlar. Allah herkesin ecrini verecektir. Bu çalışmaların gerekliliğine şöyle bir örnek verebiliriz: İstanbul’un fethine katılan Ebu Eyyub (r.a) seksen yaşında ihtiyar, kollarını sıvamış abdest için hazırlık yaparken iki genç ona bakarak “Bu adam bu haliyle düşmanla nasıl savaşacak. Kendi eliyle kendisini tehlikeye atıyor” diye ilgili ayeti okuyunca Ebu Eyyub el-Ensarî gençlere şöyle diyor: “Gençler siz ayeti yanlış anlıyorsunuz. Biz Resullah’ın zamanında savaşa gençler katılsın, ihtiyarlar gitmesin demiştik de Allah bu ayeti gönderdi. Allah yolunda cihad tan geri kalmak kendini tehlikeye atmaktır” diyerek onları düzeltti. İşte bu olay o ayetin doğru anlaşılmasının en güzel delilidir. Tefsirden amaç bu iken Kur’an’ı kastı olmayan sahalara çekip götürünce, Zahiri Tefsir, Batini Tefsir, İlmi Tefsir, Tasavvufi Tefsir gibi her ekol kendine göre anlayıp açıklamaya kalkınca konu için den çıkılmaz bir hale bürünmüştür. Bu durumun düzeltilmesi için, ameli ve niyeti salih olanların insaf ölçüleri içerisinde bu konulara eğilmeleri gerekir diye düşünüyoruz.

Bu işin çeşidi o kadar çoğaldı ki, yakında Kur’an’ın ‘Demokratik Tefsiri’ de yapılırsa şaşmamak gerekir. Ortalık Kur’an’ın mucizelerinden, medyumların kehanetinden geçilmez oldu. Bunların hiçbiri Kur’an’ın gayesi ve hedefi değildir. Kur’an insanlar için bir öğüt, inananlar için hidayet, müminler için şifa ve müjde, kâfir ve zalimler için ise hüsrandır.

“Dönüşü olan göğe ve yarılacak yeryüzüne andolsun ki, bu Kur’an kesin bir sözdür. O eğlence için değildir.”(86/11-14)

“Andolsun ki, (bu kitapla) size gerekeni açık açık bildiren ayetler, sizden önce geçenlerden bir misal ve muttakiler için öğüt indirdik…”(24/34) Öğüt alanlara selam olsun…

Daha Fazla

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi Çekebilir

Kapalı